EĞİTİMDE EKSEN
Medeniyet Yöneticisi · 23.11.2017 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Eğitim; insanı akl-ı selim ve fıtrat-ı selime ters düşmeyen, temiz ve doğru bir gelişimin sürdürülmesi için ortaya koyulan çabadır, diyebiliriz. Vahiy perspektifli eğitim ile insan fıtratı birbirine paralellik gösterir. Eğitim, insandaki fıtrat-ı selimi ortaya çıkarmalıdır. İnsanı yaratılış şerefine uygun söylem ve eylemlerde bulunmaya yönlendirerek kötülüklerden ve çirkinliklerden korumak eğitimin temel hedefidir. İslâm, insanı şerefli olarak kabul eder ve bu izzetin korunması için prensipler koyar. Sınırsız özgürlük yoktur. Onurluca bir yaşam için herkesin riayet etmesi gereken prensipler vardır.
İslâmî eğitimin merkezinde insanı yaratan ve onu yeryüzünde halife kılan Allah (c.c.) vardır. Kul ancak onun koyduğu hükümler muvacehesinde temiz ve şerefli kalır. İslâmî eğitimin merkezinde insanın vahye göre terbiye edilmesi vardır. Çocuk ya da genç eğitiminden bahsedilirken kastedilen nefis eğitimidir. Buradaki amaç nefsi Allah'ın razı olacağı bir kıvama doğru taşımaktır. Müslüman fert, nefsin kendisini temel amaç saymaz. Nefsi disipline etmek için çalışır. İslâm'ın hayata koyduğu prensipler de bu amacı sağlamaya yöneliktir.
Medeniyetimizin korunması için gelecek yeni nesilleri medeniyet havzasından gelen değerlere bağlı kalarak yetiştirmeliyiz. Değişen ve yenilenen durumları göz önünde bulundurarak, kadim değerlerimizi güncelleyerek vermek gerekir. Pergel metaforunda olduğu gibi, eğitimin bir ayağı medeniyet köklerimizde var olan İslâmî prensiplerde sebat ederken diğer ayağı dünyaya açılmak şeklinde hikmetin peşinde olmalıdır. Böylece Hakikatin izinde yürüyen her nesil, bir sonraki nesle bu birikimi taşımalı, aktarmalı.
Eğitimin en önemli amacı fazilet değerlerini yaşatmaktır. Genç nesilleri fıtrat merkezli bir hayata hazırlamaktır. Vahiy bilgisi ve İslâm ahlâkının dışında bir ahlâk ve ideolojiyle ilerlemek, gelişmek, bağımsız kalmak, liderlik etmek mümkün değil. Özümüzü bulup kendimiz kalmak için medeniyetimizin kadim kaynaklarından süzülüp gelen yerli yöntemlerle eğitimi sürdürmek gerekir.
Eğitim denildiğinde ilim ve ahlâk kelimeleri de onu takip eder. İlim ve ahlâk eğitimin vazgeçilmez tamamlayıcılarıdır. Eğitimin öncelikli hedefi ahlâktır. İslâmî eğitimde amaçlanan ilmin amele dökülerek hayata güzellikler saçan ahlâka dönüşmesidir. İslâm tasavvurunun özünde bu zenginlik vardır. Peygamber Efendimize ilk hitapta “Yaradan Rabbinin adıyla oku!” (Alak, 1) diye seslenilmiştir. Bu ilk hitapta daha somut başka bir emir değil de ilme dikkat çekilmiştir. Hayattaki tüm amellerin sahih ve salih olması için ilim gereklidir. Okumak, ibretle bakmak, tefekkür etmek hayatın hakikatine vakıf olmaya çalışmaktır. İmandan sonra en büyük nimet ilimdir. İmanın temelinde de ilim vardır aslında. İmanımızın gereği olan amelleri nasıl yapacağımızı ilimle öğreniriz.
İlk hitaptan sonra Peygamber Efendimize nazil olan ilk ayetlerden biri de “Muhakkak ki en güzel ahlâk üzeresin.” (Kalem, 4) bilgisidir. Bu da göstermektedir ki ilim ve ahlâk, İslâmî eğitimde çok önemli bir yerdedir. İlim ve ahlâk, kâmil insan modelini inşa etmekte çok etkilidir. İslâm tasavvuru ilim ve ahlâk olmadan eksik kalır. İlim ve ahlâk insicamını sağlamadıkça Müslüman yeryüzünde olumlu bir varlık gösteremez. İlim, iman ve ahlâk kontrolünde olduğunda insanlığa fayda sağlar. İzzetli, etkili, başarılı bir nesil yetiştirmek için ilim ve ahlâk dengesi üzere sürdürülen bir eğitim modeli ortaya koymalıyız.





