İSLAM DÜNYASINDAKİ SON GELİŞMELER
Medeniyet Yöneticisi · 27.01.2014 · 6 dk. okuma · Güncellendi 01.12.2014
Medeniyet Sohbetlerinin ikincisi Kâzım Sağlam hocamızın “İslam Dünyasındaki Son Gelişmeler ve Tavrımız’ ’ konulu konferansıyla devam etti.
İslam dünyasında yaşanan son gelişmelere değinmeden önce içinde yaşadığımız dünyada Müslümanların ne kadar yer tuttuğunun bilinmesi gerektiğine dikkat çeken Kâzım Sağlam şu tespitlerde bulundu.
“Yapıp ettiklerimiz zaman ve zeminden bağımsız değildir. İçinde yaşadığımız dünyayı, zamanı ve zemini tanımamız lazım. Dostumuz kim düşmanımız, kim öteki addettiğimiz devletlerin gücü nedir, bilmemiz lazım. Yeryüzünde 7 milyar insanın 1 milyar 700 milyonu Müslüman’dır. Bu oran yüzde 23 - 27 arasına tekabül ediyor. Yani dünyanın dörtte biri Müslümandır. Birleşmiş Milletlere bağlı 206 devletten halkının çoğunluğu Müslüman olan 57 ülke mevcut. Nüfus olarak dünya Müslümanlarının yüzde 10 ila 13 ünü Şiiler oluşturur. Geri kalanını Sünniler oluşturur.
İslam Konferansı Örgütü’nün 2009 verilerine göre ABD dünya ekonomisinin yüzde 24.6 sını, Japonya 8.7 sini Almanya ise 8.5 yönetmektedir. Bu oran içerisinde 57 İslam ülkelerinin toplamı 7.2’ dir. En fakir İslam ülkesi ile en zengin İslam ülkesi arasında 220 kat fark vardır. Bu da adaletsizliğin ne boyutlara ulaştığının göstergesidir.
Müslümanların dünyada edindikleri yer hem askeri, hem nüfus hem de iktisadi olarak iç açıcı değildir. Dolayısıyla mücadele ederken, birileri ile hesaplaşırken başka dengelerde var ama bunları görmemiz lazım. Bunları görmezsek ezbere mücadele bizi yanılgıya düşürür, onun için moralimizi bozsa da bunları görmemiz gerekecektir.”
Bir şeyi görmek ile teslim olmak arasındaki inceliğe dikkat çeken Kâzım Sağlam tüm bu gerçekler dolayısıyla Müslümanların pasifize olarak zulme rıza göstermemeleri anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Konuşmasının devamında İslam ülkelerinin kendi aralarındaki ilişkilere değinen Sağlam, bu ilişkilerin kurulan ulus devletler sistemi içerisinde ihmal edildiğini söyleyerek Müslümanların kendi aralarında oluşturacakları ittifaklar ile batıya karşı ellerini güçlendireceğini dile getirdi.
Şu anda İslam dünyasındaki gelişmelerin Mısır ve Suriye ile sınırlı olmadığına söyleyen Sağlam şu tespitlerle İslam dünyasının içerisinde bulunduğu vakıayı ortaya koydu:
“Hindistan’dan ayrılmayı Müslümanların büyük bir bölümü istemedi ancak Hindistan’dan Pakistan, Pakistan’dan da Bangladeş ortaya çıkarıldı. 5 milyonluk Keşmir tamamen Hinduların insafına terk edildi. Pakistan’a muhabbet beslediği için Abdulkadir Mollayı şehit ettiler. Afganistan ile Pakistan arasında devam eden bir kavga var. Rus işgalinden bu yana 35 senedir Afgan halkı inim inim inliyor.
Bosna’da, Türki Cumhuriyetler’de Rusya’nın kültürel, siyasi baskısı devam ederken Afrika’ya Fransa’nın boyunduruğu altında nefes aldırılmıyor.
Mısır’da, S. Arabistan’ı arkasına alan Nur partisi Sisi’yle iş tutarak Mursi’ye karşı durdular. Şimdi Mursi vatan hainliğinden, Gazze’ye yardım yapmaktan yargılanıyor. İhvan-ı Müslimin’i terörist ilan ettiler, Mısır’ı Suriyelileştirmek istiyorlar. Mısır Arap dünyasının beynidir. Mısır eğer düzelirse Arap dünyası da düzelir. Mısır bozulursa Arap dünyası da bozulur. Çünkü Mısır’ın Ezher’i vardır, devlet geleneği vardır, nüfusu fazladır, stratejik bir konumdadır. Jeopolitik açıdan Filistin’in komşusu olarak Mısır çok kilit bir yerdedir. Dolayısıyla Batılı emperyalistler Mısır’ı çok merkezi bir yere koyuyorlar. Mısır’da kendi düşüncelerini, ideallerini, demokrasilerini kaldırarak Mısır’ın Müslümanlaşmasına, halkıyla barışmasına müsaade etmediler. Ama bu ilnihaye devam etmez, bu bir mücadeledir ve bu mücadele er ya da geç zafere ulaşacaktır. İran; yıllar yılıdır İsrail’e karşı olduğunu, devrimden bu yana Amerika’yla düşman olduğunu, İslam’ı temsil ettiğini, emperyalizmle mücadele ettiğini söyledi, durdu. Son Suriye olaylarında gördük ki bunların cemicümlesi serapmış. Ben burada İran’ın davranışını onlar öyle yapsalar da, mezhebi bir temele bağlamak istemiyorum. Benim gözümde İran’ın yanlışı dış siyasetidir, politikasıdır.






