YAŞ-KURU MESELESİ
Kâzım Sağlam · 30.09.2016 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinden sonra, bu işe kalkışanlar, onlara yardım ve yataklık edenler, onları besleyen, destek veren vb.lerine karşı bir mücadele başladı/başlatıldı. Örgütün ne olduğu ve nasıl oluştuğu kadar onunla mücadele konusu da tartışmalıdır, anormallikler üzere bina edilen bu örgüte karşı mücadele zordur.
FETÖ ile mücadeleyi anlayabilmek için örgütü iyi tanımak gerekir. Bu konuda maşaallah herkes uzman, uzmanların bol olduğu yerde çokça tartışmalar, hüküm biçmeler olur, hakkında çok şeyler söylenir. Başka bir konu da; örgütle mücadele şekli, son zamanlarda bazı çevreler havari kesilmiş, aman ha yanlış yapılmasın, yaşın yanında kuru da yanmasın, haksızlıklar çok yapılıyor, kıyımlar var, kayırmalar var, cadı avı başlamış vb.
Öyle bir hava estiriliyor ki sanki bu darbe teşebbüsü olmamış, ülke uçurumun kenarından dönmemiş, dış dünya bu örgüte destek vermemiş, FETÖ üzerinden hükümeti ve bilhassa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirme planı yapılmamış gibi davranılıyor. Böyle davrananlara ve onların değirmenine bilerek veya bilmeyerek su taşıyanlara kısa bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum:
FETÖ örgütü; her kurum ve kuruluşa dokunan/dengesini bozan, her partiye sızan, bütün sivil kuruluşlara girmeye çalışan bunu genelde de başaran, ilk-orta-lise seviyesinde işe başladığı için nereye, ne kadar bulaştığı net bilinemeyen bir örgüt. Bu örgüt sermaye, eğitim, ulusal ve uluslararası örgütlerle içiçe giren ve bunları akıllara durgunluk verecek şekilde koordine eden bir örgüt. Bu kadarla da kalmaz; başka devletlerle iş tutan, yer yer onlar adına onların gizli servisleriyle ortak hareket eden belki de onların emrinde çalışan, kendini Türkiye ile sınırlamayan, bunu söylemeyi artık gizlemeyen, Türkiye aleyhine açıkça propaganda yapan ülkeyi karalayan bir örgüt ve onun lideri.
Gülen, kendini ne görüyor bilemem, mehdilik falan eksik kalır; bir yönüyle devlet başkanı, bir yönüyle parti başkanı, bir yönüyle papayı andıran bir ruhani, bir yönüyle mafya babası, bir yönüyle uluslararası büyük bir sermaye grubu CEO’su, bir yönüyle medya patronu gibi. Böyle davranan ve bunu yaparken de altı boş olmayan bir örgüt lideri ve kayıtsız şartsız ona bağlı davranan her söylediğini ilahi emir telakki eden yetişkinler ordusu.
Böylesi girift, her kılığa girebilen ve bugüne kadar hiç eyleme bulaşmamış olması da nasıl taktikler uyguladığı yetkililerce bilinemeyen bir örgüt. Devletin ve sivil alanın bütün kurum ve kuruluşlarına sirayet etmiş bir belayı temizlemek elbette kolay değildir. Yaptığı büyük tahribatları görmezden gelmek onların daha da büyümesine zemin hazırlar, onun için kökünün kazınması lazım.
Bu mücadele yürütülürken tabii ve normal şartlardaki işleyişi bekleyemeyiz, bazı olağan üstü durumlar olacak; onun için hükümet OHAL ilan etti. Başbakanın ilanda “bu devlete karşı ilan edilmiştir” sözü aynen uygulanıyor. Bu ülkede 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül vb. ihtilalleri yaşayanlar bugün uygulamakta olanlar ile o zaman uygulananları kıyaslayabilirler. Eskiden bazı çevreler imtiyazlı idi. Mesela; 27 Mayıs’ta diğer partiler kapatıldı ama CHP kapatılmadı. Bugün de aynı ayrıcalıkları bekleyenler vardır, özel imtiyazlar bekliyorlar, ama onların istedikleri olmamalı/olmayacaktır.



