15 TEMMUZ İHANET GİRİŞİMİ VE SONRASINDA ORTAYA ÇIKAN DURUM
Kâzım Sağlam · 26.10.2016 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Türkiye, 15 Temmuz’da bir darbe girişimiyle sarsıldı. Bu teşebbüsü anlamak için Türkiye’de darbelerin bugüne kadar niçin yapıldığına bir göz atmak gerekecektir.
Türkiye’de darbeler; hükümeti devirmek, iktidara çeki düzen vermek, iç kargaşayı dindirmek, varsa bozulmuş iktisadı düzeltmek, işleyemez olan devlet çarkına işlerlik kazandırmak, devlet bağlı bulunduğu uluslararası ittifaklardan çıkmışsa tekrar bunu temin etmek vb. için yapıldı.
Bu darbe teşebbüsü ise sayılanları karşılamıyor, çünkü ortada böyle bir durum yok. Halk tarafından seçilmiş bir hükümet ve yine halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı var. Ekonomi tüm dünyanın krizlerine rağmen düzgün yürüyordu. Devletin bütün kurumları işliyor, Türkiye atak üstüne atak yapıyordu. Yollar, köprüler, havalimanları, okullar, statlar, hastaneler, elektrik santralleri, tanklar… yapılıyor, halkın refah seviyesi yükseliyor, sağlık alanında ülke çağ atlıyordu. Türkiye bağlı bulunduğu NATO, BM gibi beynelmilel kuruluşlara karşı üstüne düşen vazifesini hakkıyla ifa etti/ediyordu.
Peki, böyle bir ülkede darbe niçin yapılır?
Demek bunun altında başka saikler var, onları anlamadan bu hain kalkışmayı anlamak mümkün değil.
Darbeyi hükümetin yanlış, eksik iç ve dış siyasetiyle izah etmeye kalkışmak darbecilerin isteğine uygun düşer. Bu, hükümetin eksiği yanlışı olmadığı anlamına gelmez, o başka bir konudur ve ayrıca ele alınması lazım gelir.
Darbe teşebbüsünü anlamak için bu sefer ülkenin dış politikasına bakmamız gerekecek. Dış siyasette Türkiye, ülkenin onurunu, haysiyetini zedeledi de birileri ülkenin onurunu ve haysiyetini iade için mi bu teşebbüste bulundu?
Buna da bir bakalım… Türkiye uluslararası alanda da eskiye göre daha itibarlı ve hatırı sayılır devlet olmaya doğru yol aldığı müşahede ediliyordu. Herkes hafızasını yoklasın, Ecevit’in hükümet ettiği dönemi göz önüne alsın, dünya liderleri karşındaki oturuşu, beden dilini hatırlasın. Anayasa kitapçığının fırlatılmasından sonra ekonominin altüst olmasını düşünsün. Deprem sonrası yardımlarla memur maaşlarının ödendiğini unutmasın. Dünya liderlerinin Tayyip Erdoğan’a gösterdiği ilgi ile daha önce, mesela Ahmet Necdet Sezer’e gösterilen ilgi karşılaştırılsın. Bu açıdan bakınca görülecektir ki şimdiki ilgi ve kaale alma çok daha fazladır.
Cumhuriyet tarihi boyunca süregelen siyaset değişiyor da değişen bu yeni siyaseti önlemek için mi darbeye teşebbüs edildi?
Bu konu irdelenmeye değerdir. Cumhuriyet tarihi bir dönüm noktasına gelmiştir. Aslına bakılırsa cumhuriyetin kuruluşu anormal şartlarda olmuştur. Artık normal şartlara göre devleti yeniden inşa etmek lazımdır diyen devlet (ne ise o güç) yeni Türkiye’ye adım atmıştır. Bunun önünü kesmek isteyenler var. Belki de 90 yıllık uzun bir zamandan sonra Türkiye devlet olmaya başlamış ve devlet olmanın gereğini icra etmeye koyulmuştur. Bu başlangıç hangi çevreyi, hangi devleti, hangi odakları rahatsız etmiş, endişeye sevk etmiş ise o rahatsızların tümüne iyice bakmak ve darbe teşebbüsünün izlerini orada aramak lazım gelir.Darbe teşebbüsünü anlamanın bir yolu da darbecilerin emellerini ve ilişkilerini doğru yorumlamaktan geçer. Bu teşebbüs başarıya ulaşsaydı neler olacaktı, ülkeye ne kazandıracak ne kaybettirecekti? Daha iyi bir ekonomi siyaseti uygulanacak ve ülke zenginleşecek, millî gelir daha mı çok artacaktı? Türkiye daha mı millî bir siyaset güdecek ve ülke menfaatleri daha mı perçinlenecekti? Başımıza bela edilen PKK bertaraf edilecek ve ülke rahata mı kavuşacaktı? Uluslararası itibarımız daha mı artacaktı? Kısa ve manidar bir örnek… Fethullah Gülen darbeden hemen önce bir beyanat verdi: “Türkiye (Tayyip Erdoğan) Suriye’yi ve Ürdün’ü işgal edecek, DAEŞ’e destek vermiş bir ülke, Sünni bir “Hilafet Devleti” kuracak.” Burada birkaç gönderme var, birkaç ikaz ve yönlendirme var:



