AFGANİSTAN
Kâzım Sağlam · 11.09.2021 · 4 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Taliban Afganistan'da ana hatlarıyla ülkenin geneline hâkim olunca dünya siyaseti ziruzeber oldu. Hemen hemen tüm dünya ülkelerin iç ve dış siyasetleri sorgulanmaya başlandı. Ulusal, bölgesel ve küresel siyasetlerin yeniden değerlendirilme ihtiyacı hasıl oldu.
Olmakta olanları tahlil ederken neye istinaden tahlil edeceğimiz Afganistan'a bakışımızı belirleyecek.
Afganistan tarihini ve halkını hesaba katmadan masa başı yapılan değerlendirmelerin bir değeri yoktur. Afgan halkının demografik yapısı, kabilelerin ve ulemanın etkisi, komşularıyla olan münasebeti ve komşuların Afgan topraklarında etkinlikleri, (bilhassa İran ve Pakistan), nüfusu, ekonomik düzeyi, silah ve mühimmatı, askeri kabiliyeti, siyasi bilinci ve tavrı, kriz yönetme kabiliyeti... bütün bunları detaylı bir şekilde tahlil etmeden batılıların verdiği verilere bakarak ve o verileri gerçek kabul ederek yapılan değerlendirmeler ve bilhassa bu hususta ahkam kesmelerin bundan böyle işe yaramayacağının bilinmesi lazım.
Zihinleri batıya ve seküler kafalara endeksli kişilerin tekrar derslerine çalışmaları lazım gelir. Ne yapalım Taliban'ın, ağababalarını kısa zamanda perişan etmeleri, çapulcu gördükleri insanların nasıl ülkelerini savundukları ve ABD-AB ve benzerlerine sırtını dayayanların hamisiz kaldıklarını da müşahede ettik. İçine düştükleri acziyet sadece fiziki değil zihinleri de allak bullak olmuş durumda. Afgan halkına nasıl ve nereden saldıracaklarını da şaşırmış durumdalar.
Mütekebbir ve mağrur ABD ve peykleri, Taliban anlayışına saldırarak yenilgilerini örtmeye çalışıyorlar. ABD ve onun uyduları büyük bir yara aldı, artık eskisi gibi çok rahat dünyayı idare edemeyecekler. Taliban Rusya'ya verdiği dersin benzerini ABD'ye verdi. Bu başlı başına bir değerdir ve dünya tarihine geçecek bir tarih başlangıcıdır.
ABD ve AB kolay kolay bu yenilgiyi hazmedemeyecektir, Afganistan'a kim bilir daha nasıl hileler ve desiseler düşünecek ve icraata koyacaklar. Kim Taliban zayıflasın diye batılı dili kullanarak Taliban'a saldırırsa, bilsin ki İslam'a ve Müslümanlara zarar veriyor, batı blokunda yerini alıyor demektir. Kim de Çin ve Rus emperyalizmini görmek istemiyor ve orada Çin- Rusya- Hindistan yerleşsin ve Afganistan onların güdümüne girsin diyorsa o da başka bir emperyalizme uşaklık ediyor, demektir.
Taliban diğer ülke insanı gibi her ülkeyle her kurumla görüşebilir, iş tutabilir, anlaşma yapabilir. Dünya dengelerini hesaba katarak bir siyaset güdebilir bu onların hakkıdır. Ama bir emperyalist zulüm şebekesinden kurtulup başka bir emperyalist şebekenin kucağına düşmemeli, onları oralara da kimse itmemelidir.
Taliban'a karşı çıkan ve onlarla savaşmak isteyen içerideki muhaliflere kimse arka çıkmamalı, Taliban da onları ötekileştirmemelidir.
Türkiye-Pakistan-İran-Körfez ülkelerinden ABD'ye satılmamış olanlar, diğer halkı Müslüman ülkeler, Müslüman kamuoyu Taliban'a sahip çıkmalıdır. ABD'yi yendik diye içerideki muhalifleri ezmeye kalkışmamalı, ne yapıp edip onları da yönetime katmanın yollarını aramalıdır. Sahip çıkmanın iki yolu var birincisi onların ABD'ye karşı zaferini kutlamak ikincisi ülkenin iç bütünlüğünü sağlamaları için telkin ve destekte bulunmak.



