AFGANİSTAN GERÇEĞİ
Medeniyet Yöneticisi · 20.04.2022 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Taliban, Afganistan'da ana hatlarıyla ülkenin geneline hâkim olunca dünya siyaseti ziruzeber oldu. Hemen hemen tüm dünya ülkelerinin iç ve dış siyasetleri sorgulanmaya başlandı. Ulusal, bölgesel ve küresel siyasetlerin yeniden değerlendirilme ihtiyacı hâsıl oldu.
Olmakta olanları tahlil ederken neye istinaden tahlil edeceğimizi iyi bilmek zorundayız. Bu, Afganistan'a bakışımızı belirleyecektir.
Afganistan tarihini ve halkını hesaba katmadan masa başı yapılan değerlendirmelerin bir kıymeti yoktur. Afgan halkının demografik yapısı, kabilelerin ve ulemanın etkisi, komşularıyla olan münasebeti ve komşuların Afgan topraklarında etkinlikleri, (bilhassa İran ve Pakistan), nüfusu, ekonomik düzeyi, silah ve mühimmatı, askerî kabiliyeti, siyasi bilinci ve tavrı, kriz yönetme biçimi... bütün bunları detaylı bir şekilde tahlil etmeden Batılıların verdiği verilere bakarak ve o verileri gerçek kabul ederek yapılan değerlendirmelerin ve bilhassa ahkam kesmelerin bundan böyle bir işe yaramayacağının bilinmesi lazımdır.
Zihinleri Batı'ya ve seküler kafalara endeksli kişilerin derslerine tekrar çalışmaları lazım gelir. Ne yapalım, Taliban'ın, ağababalarını kısa zamanda perişan etmelerini, çapulcu gördükleri insanların nasıl ülkelerini savunduklarını ve ABD-AB ve benzerlerine sırtını dayayanların nasıl hamisiz kaldıklarını da müşahede ettik. İçine düştükleri acziyet sadece fiziki değildir. Zihinleri de allak bullak olmuş durumdadır. Afgan halkına nasıl ve nereden saldıracaklarını da bilemez hâldedirler.
Mütekebbir ve mağrur ABD ve peykleri, Taliban anlayışına saldırarak yenilgilerini örtmeye çalışıyorlar. ABD ve onun uyduları büyük bir yara aldı, artık eskisi gibi dünyayı çok rahat idare edemeyecekler. Taliban Rusya'ya verdiği dersin benzerini ABD'ye de verdi. Bu başlı başına bir değerdir ve dünya tarihine geçecek bir tarih başlangıcıdır.
ABD ve AB kolay kolay bu yenilgiyi hazmedemeyecektir, Afganistan'a kim bilir daha nasıl hileler ve desiseler düşünecek ve icraata koyacaklar. Kim Taliban zayıflasın diye Batılı dili kullanarak Taliban'a saldırırsa bilsin ki İslâm'a ve Müslümanlara zarar veriyor ve Batı blokunda yer alıyor demektir. Kim de Çin ve Rus emperyalizmini görmek istemiyor ve orada Çin-Rusya-Hindistan yerleşsin ve Afganistan onların güdümüne girsin diyorsa o da başka bir emperyalizme uşaklık ediyor demektir.
Taliban diğer ülke insanı gibi her ülkeyle her kurumla görüşebilir, iş tutabilir, anlaşma yapabilir. Dünya dengelerini hesaba katarak bir siyaset güdebilir. Bu onların tabii bir hakkıdır. Ama bir emperyalist zulüm şebekesinden kurtulup başka bir emperyalist şebekenin kucağına düşmemelidirler. Kimse de onları oralara itmemelidir.
Taliban'a karşı çıkan ve onlarla savaşmak isteyen içerideki muhaliflere kimse arka çıkmamalı, Taliban da onları ötekileştirmemelidir.
Türkiye - Pakistan - İran - Körfez ülkelerinden ABD'ye satılmamış olanlar, halkı Müslüman olan diğer ülkeler, Müslüman kamuoyu Taliban'a sahip çıkmalıdır. Taliban, “ABD'yi yendik.” diye içerideki muhalifleri ezmeye kalkışmamalı, ne yapıp edip onları da yönetime katmanın yollarını aramalıdır.



