AİLE SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRİSİ
Medeniyet Yöneticisi · 27.05.2014 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Medeniyet Vakfı aile kurumunu ve onun etrafında gelişen olumsuzluklara dikkat çekmek, bu olumsuzlukları gidermeye katkı sağlamak ve toplumu daha sağlam bir zemine oturtmak için ülkemizin seçkin akademisyen, ilim adamı, düşünür ve kendini topluma adayan insanların tecrübelerini insanımızın faydasına sunmak gayesiyle “Aile Sempozyumu” düzenledi.
Sempozyumda "Aile ve Din", "İslam'da Aile", "Günümüzde Aile", "Küreselleşme ve Aile", "Aile ve Eğitim", "Ailede Çözülme", "İslami Hayat ve Aile" oturumları yapıldı. "Semavi Dinlerde Aile", "İslam Ailesinin Belirleyici Özellikleri", "İslam Hukukunda Kadın Hakları", "Çalışan Kadın ve Aile", "Modernleşme ve Ailenin Dönüşümü", "Sosyal Medya ve Aile" gibi çeşitli başlıkların yer aldığı sempozyumda 26 bildiri sunuldu.
2 gün süren programın ardından Medeniyet Vakfı Başkan Yardımcısı Kâzım Sağlam tarafından hazırlanan sonuç bildirisi şu şekildedir:
AİLE SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRİSİ
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Hepimizin bildiği gibi toplum fertlerden oluşuyor, ferdin de barındığı ilk ocak ailedir. Bu ocak; insanın ilk kültür evi, ilkokulu, sevgi kaynağı ve insanları/çevresini tanıdığı bir yuvadır.
Bir bakıma tüm insanlık ailenin gelişmiş ve organize olmuş şeklidir. Zaten hepimiz/ bütün in-sanlar Hz. Adem’den gelmedi mi? Aile kurumu, toplumun, devletin ve insanlığın bekasıyla birebir ilişkili hatta orantılıdır.
Dünyaya gelen ve aklı ermeye başlayan her insana o andan itibaren bir sorumluluk yüklenir. İlk sorumluluk ve mesuliyet de aileden başlar. Yüce Allah, bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim, 6)
Efendimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
كُلُّكُمْ رَاعٍ، وَ كُلُّكُمْ مَسْؤُلٌ عَنْ رَعيَّتِهِ، وَالْأَمِيرُرَاعٍ،وَالرَّجُلُ رَاعٍ علَى أَهْلِ بَيْتِهِ ، وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ علَى بَيْتِ زَوْجِهَا وَوَلَدِهِ،فَكُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ وَمَسْؤُلٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
“Her biriniz çobansınız, hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz. Amir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadında evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibarıyla hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.”
Fert, aile ile başlayan yolculuğunda, cemiyete, devlete, medeniyete ve insanlık ailesine dahil olur.
Aile içi ilişki ne kadar sağlam ve esaslı olursa, fertten insanlığa giden yolculuktaki her merhale de o denli sağlam olur. Tersi de mümkündür. Bozukluk ve yanlışlık üzere bina edilen aile ilişkisi toplumu, devleti, medeniyeti ve insanlığı ifsat eder.
Günümüz dünyasında ailenin dolayısıyla bütün insanlığın sürüklenmekte olduğu uçuruma dikkat çekmek ve çareler aramak artık kaçınılmaz hâl almıştır. Bu sorumluluk sadece ailelere ait değildir. Fertten devlete kadar her kişi, kurum ve kuruluşla-rın da imkan ve yetkileri oranında mesuliyetleri vardır.






