ALLAH’A ADANMIŞ ZAMAN: İTİKAF
Medeniyet Yöneticisi · 06.07.2015 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Ramazan ayında yaşatılması gereken ve sevgili Peygamber Efendimizin sünnetlerinden birisi de itikâftır. İtikâf ile camide geçirilen her bir vakit çok büyük değer kazanır. İtikaf sözlükte: “Bir şeye devam etmek, insanın kendini bir yerde alıkoyması, bir yere kapanıp ibadetle meşgul olması anlamındadır.”
Dinimizdeki (fıkıhtaki) anlamı ise: “Ramazan ayı içinde -ve bazen diğer zamanlarda da- günler ve geceler boyu mescide kapanarak bütün dünyevî faâliyetlerden uzak bir şekilde kendisini tamamen ibâdete ve tefekküre hasretmek” demektir.
Rabbimiz, insanın kalbini ve bedenini yalnız kendisine itaatle geçirmede birleştirecek pek çok ibâdet vazetmiştir. Bu ibâdetlerin en şereflilerinden biri de itikâf sünnetidir ki, kişi onun sâyesinde Rabbi ile başbaşa kalır, O’nun kudretini idrâk edip O’na gönülden boyun eğer, günahlarını itirafla O’na yalvarır. Yine bu sünnet sâyesinde insan nefsini tezkiye etmek/arındırmak suretiyle yücelir.
Bu ümmetin Peygamberi, dâvet, terbiye, tâlim ve cihat faâliyetleriyle meşgul olmasına rağmen, itikâfa çok önem vermiştir. Bu yönüyle o, kendisini örnek almak ve metoduna tâbi olmak isteyenlere, dâvette ve ilimde hangi derecede olursa olsunlar, bütün meşgalelerden ve sorumluluklardan bir müddet sıyrılarak yalnız Allah’la başbaşa kalmalarının önemi hususunda büyük bir ders bırakarak dünyadan irtihal etmiştir.
İtikâf, Kur'an ve sünnetle sabit bir ibadettir. Kur'an'da Ramazan ayının gecelerinden söz edilirken; "... Camilerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın..." (el-Bakara, 2/ 187) buyurulur. Başka bir ayette itikâf ibadetinin daha önceki ümmetlerde de yapıldığına işaret edilir (bk. el-Bakara, 2/125). Hz. Peygamber'in özellikle Ramazan içinde ve Ramazanın son on gününde itikâf yaptığını bildiren çeşitli hadis-i şerifler vardır. Hz. Âîşe'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.s) Ramazan'ın son on gününde itikâf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber'in zevceleri itikâfı sürdürmüşlerdir" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129; bk. Buhârî, İ'tikâf, 1-18; Ezân, 12, 135; Hayz 10; Müslim, İ'tikâf, 1-6; Ebû Dâvud, Ramazân, 3; Savm, 77).
İtikâf bizlere ibadet ve kulluğu daha derinlemesine idrak edilme imkânı sunar. “Kadir Gecesini (Ramazanın) son on günü arayın” hadisi gereğince Kadir Gecesini idrak etme imkânımız yüksek olur. Günlük malayani alışkanlıklardan ve kötü çevreden emin olunan bir on gün yaşamış oluruz. İtikâf bizlere başlı başına bir ibadet olan “mescitte bekleme” sünnetine alıştırır. Ramazan ayında başladığımız Kur’an-ı Kerim’i hatmetme imkanına sahip oluruz. Peygamberimizin sürekli bir şekilde tavsiye ettiği gece namazına alışmak için eşsiz bir fırsat yakalamış oluruz. İtikaf ibadeti ile malayaniden uzak bir ortamda, ölümü, ahireti tefekkür ederek geçmiş dönemin muhasebesini, gelecek dönemin planlamasını yapabiliriz.
İtikafla alakalı fıkhi hükümleri kısaca şu şekilde anlatabiliriz:
İtikaf: Vâcip, sünnet ve mendup (müstehap) olmak üzere üçe ayrılır. Ramazan itikafı sünnet olan itikaftır.
İmam Ebu Hanife içinde beş vakit namaz kılınan her mescidde itikâfta bulunmak caiz olduğunu belirtmiştir. Ebu Hanife ve İmam Mâlik'e göre itikâfın nâfile olarak en azı bir gündür. Ebû Yusuf en az süreyi, bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken İmam Muhammed itikâf için bir saati de yeterli bulur. Mâlikîler'e göre sahih bir i'tikâfın en az süresi bir gün, bir gecedir. Diğer mezhepler çok kısa bir süre durmayı yeterli görmekle birlikte en az bir gün kalmayı tavsiye etmişlerdir.



