ASRA YEMİN OLSUN Kİ
Medeniyet Yöneticisi · 04.05.2017 · 3 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Zaman; “Ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzun veya kısa vakit” manalarına gelmektedir. Bu kavram Kur’an’da “leyl, fecr, duha, huld, dehr… gibi kavramlarla ifade edilirken’’; vakit ve bunlar gibi türevlerinin Kur’an’da 513 yerde geçtiğini ilim ehli tespit etmiştir. Âlimler; zaman kavramının karşılığı olan bazı sözcüklerin ibadet vakitleriyle
ilişkilendirildiğini ortaya koymuştur: “Leyl” kelimesinin gece namazıyla, “fecr”in sabah namazıyla, “nehar “kelimesini de bu ikisi arasında kalan bölümde yapılacak işler/ibadetler ile ilgili olduğunu tespit etmişlerdir.
Kur’an’da bu kadar yer bulmuş bir kavrama insanlık tarihi boyunca hiçbir medeniyet, hiçbir din İslâm’ınki kadar önem vermemiş, onu bu kadar vurgulamamıştır.
Zaman bir nimettir dinimizde, hatta en önemlileri arasındadır. Telafisinin olmaması diğer nimetlerin önüne geçirir onu. Her şey ama her şey tolere edilir bu dünyada; lakin geçen an’ın telafisi mümkün değildir. Telafisi olmayan zamanın değerlendirilmesi gibi bir mesele önümüze çıkar ki bu durum iki kaynağın (Kur’an ve Sünnet) ışığında programlanması sonucunda bir bilinci ve anlayışı (telakki) ortaya koyar. Bu telakki sonucunda “zaman” insanın meydanı, mücadelesine bir mecra olur.
“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk, 2).
Biricik insan ömrü (zaman) amel boyutuyla ve imtihan sahasında bir değer kazanmaktadır. İmtihan sahasında bir “nimet” olan “zaman” insana özgü ve asla bir daha verilmeyecek bir hayatı ve imtihanı ifade eder:
“O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri “Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık.” diyecekleri zamanı bir görsen!” (Secde, 12).
Nimeti bilmeyen ve onu değerlendiremeyenlerin durumlarına bakıldığında perde arkasında Rabbi bilmemek ona iman etmemek yatar.
“Asra andolsun! Gerçekten insan ziyandadır. Ancak iman edip Salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başka.” (Asr Suresi, 1-3).
Zaman ve iman peşinde salih amel birbirinden ayrılmaz parçalar. Parçaların bir araya gelmesi elbette karşımıza imtihan kavramını çıkarır.
Bu imtihan sahasında insana verilen iki nimetten bir olarak da “zaman” kavramını karşımıza çıkarır: “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” (Buhari, Rikak, 1).
Başka hadiste şöyledir:
“Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil: İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalığından önce sıhhatini, fakirliğinden önce zenginliğini, meşgul zamanlarından önce boş vakitlerini ve ölümünden önce hayatını!” (Hâkim, Müstedrek, IV, 341; Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25).
“Zaman” verilen bir nimettir, buna bağlı olarak da başka nimetlerden hesaba çekilmek vardır. Hesap şuuru bizi hayatı değerlendirmeye yönlendirir. Değerlendirmek asla “vakit öldürmek” “ömür tüketmek” değildir. Bir program, bir hayat tarzıdır. Bu anlaşılmadığında:



