BİTMEYEN TARTIŞMA; İSLAMCILIK VEYA İSLAMCI OLMA SUÇUNU İŞLEMEK(!)
Medeniyet Yöneticisi · 09.02.2022 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026...
Gelin
bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
bana terkettiğiniz düşünceleri verin
o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
onları verin, yakınmalarınızı
artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
ben aştım onları dediğiniz ne varsa
bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
verin bana
verin taammüden işlediğiniz suçları da.
.....
(İsmet Özel; Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Arkasındaki Satırlar)
İnsanlığa, Bu Ülkeye Dair Çıkış Yolumuz/ Yollarımız Nedir?
Bu ülkenin geleceği nasıl şekillenir, ülke insanı kendisi kalarak dünyada nasıl var olabilir? İsimlendirmenin ötesine geçerek Müslümanlığımızı nasıl sürdürebiliriz? İslamlaşma / İslamilik ile İslamcılığın birbirleriyle ilişkisi nasıl olabilir...? Hata etmek insanı Müslümanlıktan (İslamcı olmaktan) çıkarır mı? Laik Kemalist bir ülkede İslamcılığın zorlukları nelerdir? Suçu başkasına atarak meseleyi çözmek insaf mıdır?
Soruları çoğaltmak mümkün.
İslamcılıktan neyi anlıyoruz... kavram biraz daraltıcı. Aynı zamanda da bir duruş sergileyici...
İslamcılık yerine İslamlaşma, İslamilik kavramları kullanılsa daha iyi olur benim nezdimde. Bu kavramın daraltıcılığını bahane ederek İslamlaşmayı ve İslamiliği kötülemek, emribilmaruf ve nehyianilmünkeri iptal etmeye yeltenmek, kutuplaşan dünyada İslamî camiadan beri olduğunu ilan etmek moda haline geldi. Sığındıkları yer veya bahane AKP'nin yapıp ettikleri veya AKP iktidarı dolayısıyla bazı insanların yaptıkları yanlışlar...
AKP'yi dışarıda tutarak değerlendirmek doğru değil, lakin karşı cenahtan aleni din karşıtlığını savunan ve İslam'ın genel anlayış, düşünüş ve yaşayışını bu vesile ile yerden yere vuran güruha şirin görünmek de tutarlı bir davranış değil. İki türlü kıstas kullanmak; konu AKP ve yandaşları olunca ilahi adalet ölçütlerine göre değerlendirmede bulunmak. Lakin konu karşı cenah olunca ölçütü değiştirip tevilin ve temize çıkarmanın en âlâsını devreye almak. Mümkün mertebe yanlışların, küfür ve hakaretlerin üstünü örtmek veya yumuşatmak... Bu dilemmayı hiçbir şeyden memnun olmayan, kendileri dışında gerçek olamayacağına inanan bazı yüce insanların tutumlarında müşahede ediyoruz.
Bu ruh halini toplum değil kendilerini bir yerlere oturtan ve kerametleri kendin menkul yüce(!) insanlar yaşıyor.
Müslümanın hayatı herhangi bir atmosfere, siyasi, iktisadi, askeri, kültürel, jeopolitik durum alışa merbut değil. İnanan insanlar bunları hesaba katarak İslamcılığını / İslamiliğini ve İslamlaşmayı sürdürecektir.
Dünya cenneti yoktur, bu yerkürede yaşamak problemlerle mücadele etmek demektir. Kıyamete kadar İslam da küfür de var olacaktır, Hz. Peygamber hatemü'l enbiyadır. Din kemale ermiştir ve adı da İslam'dır. İslam'ın genel kabulleri ve redleri vardır. Bunların dışına çıkarak Müslüman kalmak güçtür belki de imkansızdır. Aslolan bizin nerde ve kimlerin yanında durduğumuzdur. Duracağımız yer kirlenmişse tarafımızdan onlardan beri olduğumuzu beyan etme hakkımız veya mecburiyetimiz vardır, olmalıdır. Lakin İslam kültür havzasının dışına çıkıp din karşıtların safına geçme hakkımız Müslüman olarak olamaz, öyle bir hakka sahip değiliz. Küfür/şirk bünyesinde zulmü taşır, zulümden beri olduğunu söylemek şirk ehline yaltaklanmak olamaz.



