ÇOCUKLAR VE GENÇLERİN EĞİTİMİ
Medeniyet Yöneticisi · 27.07.2019 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Dünyada en zor görev, peygamberlerin sorumluluğudur. Çünkü görevleri insan yetiştirmektir. Her Müslüman da bir eğitimcidir.
İslâm eğitimi, insanı bir bütünlük içerisinde eğitmeyi, iyi insan ve iyi Müslüman yetiştirmeyi hedef alır.
İslâm eğitimcilerine göre, çocuğun eğitimine çok erken yaşlardan itibaren başlanmalı, temel metot, sevgi ve şefkat olmalıdır. Hz. Peygamber (sav), eğitiminin temeline; “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın” (Müslim, H. No; 1732) buyurarak sevgi ile iç içe, hoşgörülü birer eğitimci olma düsturunu koymuştur.¹
Eğitim ve öğretim; insanı akıl ve ruh bütünlüğü içinde, hem bu dünya hem de ebedî hayat için hazırlama ve yetiştirme sanatıdır. Eğitim; insanı, din ve dünya ile ilgili vazifelerini hakkıyla yapabilecek bir duruma getirmektir. Çocuklarımız, geleceğimizdir. Onun için çocukların; manevi değerlerle donatılmaları, sosyal kişilik kazanmalarının sağlaması, elzemdir. Bunun yansıra; olumlu bir kişiliğe sahip, anne babasına, akraba ve komşularına ve insanlığa yararlı birer birey olması için elden gelen gayret gösterilmelidir.
Çocuk için ilk model, anne ve babadır; çocuklar, ilk önce onların hal ve hareketlerini taklit ederler. Bunu çok iyi bilen bilinçli aileler, küçük yaştan itibaren çocuklarına, hayatın prensiplerini, uyulması gereken kuralları ve olumlu davranışları kazandırmaya çalışırlar. Ve çocuklarına bu konuda örnek olurlar.
Kur’an-ı Kerim’deki ayetler, anne-babalara, dinî prensipleri bizzat yaşayarak örnek olmalarını emretmektedir. Konuyla ilgili ayetler, kişinin, söylediklerini önce bizzat kendisinin uygulaması gerektiğine vurgu yapmaktadır: “Ey müminler! Neden söylediklerinizle yaptıklarınız birbirine uymuyor? Yapmadığınız şeyi söylemeniz Allah nazarında en hoşlanılmayan şeydir.” (Saff, 61/2-3) “(Size gönderilen) Kitabı okuyup dururken, kendinizi unutur da iyilikleri başkalarına mı emredersiniz?” (Bakara, 2/44) buyruluyor. Dolayısıyla çocuk, anne-babasının yaptığına bakarak ne yapacağını öğrenir.
Büyüklerin her işe “bismillah” diyerek başlamasını, namaz kılışını, Kur’an okuyuşunu, camiye gidişini izleyen çocuklar, onlar gibi davranmak isterler. Annenin, büyükannenin yanında namaz kılmak, baba ile büyükbaba ile Cuma veya bayram namazlarına gitmek, bayram günlerinde dostlarını, akrabalarını ziyaret etmek çocukların zevkle katıldıkları faaliyetlerdir. Yetişkinlerle beraber olmak, dinî yaşayışı tanıyıp öğrenmede ve alışkanlık kazanmada önemli etkenlerdendir. Taklit ve alışkanlık halinde kişinin hayatında yer eden dinî pratikler zamanla irade düzeyine yükselecek ve iradeyi harekete geçirecektir. Çocuk, büyüklerin davranışlarını model aldıkça neyi, neden dolayı yaptığını kavramaya başlayacaktır. Bu sebeple çocuklar bizim söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı yaparlar. Çocuklarımızın olumlu davranış özelliklerini geliştirmelerini istiyorsak, onlara doğru model olmak yeterlidir.
Geniş aile iyi bir eğitim- öğretim ortamıydı. Bu artık hemen hemen kalmadı. Allah’ı Peygamberi, ahlakî sorumluluğu, iyiliği, güzelliği, cesareti, yardımlaşmayı, dayanışmayı velhasıl çoğu şeyi aile içinde birbirimizden öğrenirdik. Mahalle kültürümüz de bundan pek farklı değildi.



