EĞİTİM TEVHİD EKSENLİ OLMALIDIR
Medeniyet Yöneticisi · 29.09.2016 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Eğitim; insan ve toplumları değiştirip dönüştüren, inşa eden bir kurumdur. İdeal nesiller, asırlık devlet ve medeniyetler esasında bu kurumla vücudiyet bulurlar ve kalıcılıklarını artırırlar. Her eğitim sistemi kendi insan tipini var etmeyi amaçlar. Bütün eğitim sistemleri; zihnen, fikren, fiilen, duruş, bakış, anlayış ve algılayış olarak kendi normlarına,
kendi hayat anlayışlarına, kendi istek ve arzularına, hedef ve gayelerine uygun nesiller “yaratmak” ister. Bu da onların pek tabii hakkıdır.
Eğitim, hayatın bütününü kuşatmış durumdadır. Her şeyde onun dahli vardır. Bunun içindir ki iyi veya kötü olsun bütün sonuçların sebeplerini eğitimde ve eğitim anlayışında aramak gerekir. Bugün yaşananlar, insanlığın içinde bulunduğu her hâl, savaşlar ve barışlar, ölümler ve hayatlar, keşifler ve icatlar, başarılar ve başarısızlıklar eğitimle ve eğitim sistemlerinin amaç ve gayeleriyle doğrudan ilişkilidir. Eğitim, baş müessir güçtür, bütün neticeler ondan südur eder.
Bütün din ve ideolojiler gibi yegâne hayat nizamı olarak gönderilmiş İslâm dini de eğitime son derece büyük önem verir. Hatta denilebilir ki İslâm, serapa eğitimdir.
İslâm’da eğitim diğer din ve sistemlerin aksine çok yönlüdür, hayatın sadece bir yönünü ele almaz, onu bütün yönleriyle değerlendirir. İlk andan başlayıp son ana kadar onu canlı ve dinamik tutar, tabiatına uygun eğitir, terbiye eder, değiştirir, yönlendirir, dönüştürür, sevk ve idare eder.
İslâm’da eğitimin amacı, İslâm’a uygun şahsiyetler yetiştirmektir. Onun en birincil vazifesi aklını ve ruhunu başkalarına değil sadece âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim etmiş özgür kullar yetiştirmektir. Bugün ideolojiler, fikir kulüpleri, çeşitli sistemler kendi insanını/kulunu yetiştirmenin derdinde iken İslâm kula kulluğu değil, Allah’a kulluğu esas alan bir gayenin peşindedir. Bu gaye ulvîdir, soyludur, özgündür ve şahsiyet yüklüdür.
Laik ve seküler sistemler, beşerî düzenler, fıtrata değer vermez. Onların eğitim sistemlerinde insanîlik yoktur. İnsana sundukları şeyler de insanî ve tabiî olmaktan uzaktır. Bunun için de fert ve toplum bazında, devlet ve medeniyetler temelinde insanlığın aradığı huzur ve mutluluk bir türlü yakalanamamaktadır.
İslâm’dan kopuk bütün anlayış ve yaşayışlar, eğitim ve öğretim sistemleri kişiyi huzurdan uzaklaştırır, toplumda kaos ve cinnet hali meydana getirir. Aslıyla bağ kuramamış, fıtratıyla uyum sağlayamamış, can damarı kopmuş fert ve toplumlar; özlenen dünyaların sakini olamazlar, aradıkları ideal hayata kavuşamazlar. Çünkü kendilerini var eden asıl ve gerçek Rab’den uzak kalmışlardır.
İslâm, her şeyi olduğu gibi eğitimi de tevhit eksenli düşünür. Ona göre tevhide uymayan her düşünce ve hayat tarzı cahilîdir. Cahiliye, salt bilgisizlik demek değildir. Belki görünürde bir yığın bilgi ve kültür birikimi vardır, pek çok alanda ihtisas yapılmıştır, bu mümkündür, ancak mutlak bilgiden, ezelî ve ebedî olandan, tek hakikatten ayrı düştüğü için pek bir kıymeti yoktur; bunun için de cahilîdir, gayriinsanîdir, gayritabiîdir.
Eğitim sistemleri vahiyden kopuk bir dünya oluşturmaya çalıştığı içindir ki insanlık ahlâkîlikten de uzak kalmıştır. Eğitim ve ahlâk birlikte anılır, etle kemik gibi iç içe geçmişlerdir. İkisi de birbirini besler, ikisi de birbirini intaç eder. Öyle yakınlardır ki birbirilerine, bazen biri kastedilince diğeri de zımnen kast edilmiş olur.



