ERGENLİK SENDROMLARI
Medeniyet Yöneticisi · 25.11.2020 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Ergenlik Nedir?
Ergenlik, çocukların fiziksel olarak büyüdüğü, cinsiyete özgü özelliklerin oluşmaya başladığı ve üreme fonksiyonlarının kazanılmasıyla tamamlanan, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.
Genel olarak kızlar için 10-11, erkekler için 11-12 yaşlarında ilk bulguların başlaması beklenir. Dünya Sağlık Örgütü 10-19 yaş grubunu “ergenlik dönemi'', 15-24 yaş arasını ise “gençlik dönemi” olarak adlandırmıştır. Ergenlik, çocuklarda genel özellikler şeklinde görülebileceği gibi, bireysel farklılıktan kaynaklanan özel özellikler şeklinde de görülebilir.
Ergenlik Zor Bir Bilmecedir
Bu dönemin genel gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi daha sağlıklı kişiliğe sahip, topluma daha uyumlu bireylerin yetişmesi açısından son derece önemlidir. Ergenler bu dönemde fiziksel, ruhsal ve sosyal olmak üzere birçok değişim yaşamaktadır. Bu dönemde ergenleri anlamak anne, baba ve öğretmenleri için çözülmesi zor bir bilmece gibidir. Esas olarak ergenlerde ben kimim, anne babam beni seviyor mu, arkadaşlarımın yanında değerim nedir, gibi sorgulayıcı sorularla kendilerini ve hayatı anlamaya çalışırlar. Ergenlerin yaşadığı sorunların temelinde daha çok beyin gelişim fonksiyonlarının etkileri yatmaktadır. Beyin gelişiminin 12 yaşında tamamlandığı düşünülüyordu, ancak son yıllarda yapılan araştırmalar beyin gelişiminin 25 yaşına kadar devam ettiğini göstermektedir.
Beyin aşama aşama gelişir. Bu gelişim arka beyinden ön beyine doğru gerçekleşmektedir. Beynin en son şekillenen kısmı ön beyin olarak bilinen prefrontal kortekstir. Prefrontal korteksin görevi davranış ve düşüncelerimizi düzenlemek, dürtülerimizi kontrol etmek ve doğru kararlar almamızı sağlamaktır. Dolayısıyla ergenlerde henüz prefrontal korteks bölgesi gelişim aşamasında olduğu için düşünmeden hareket etme, riskli davranışlar sergileme, ebeveynlere uyum sağlayamama gibi davranışlar daha sık görülmektedir. Buna bağlı olarak ebeveynlerin ergenlerden beklediği sorumluluklarını zamanında yapmanın bir parçası olan “Ödevimi zamanında yapıp arkadaşlarımla buluşmaya giderim.” gibi mantıklı ve ona fayda sağlayan davranışları öncelemeyi akledemezler.
Ergen beynindeki biyolojik değişimler, duygusal ifadeleri yanlış yorumlamaya ve ortada bir şey yokken kızgınlık ve düşmanlık duygularına kapılmaya neden olabilmektedir. Harvard Üniversitesi nörologlarından Deborah Yurgelun-Todd, yaptığı araştırmalarda ergenlerin, beyindeki duygulardan sorumlu amigdala bölgesini yetişkinlere oranla daha sık kullanmalarından kaynaklandığı bilgisine ulaşmıştır. Beyindeki dürtüleri ve duyguları kontrol eden bölgenin henüz gelişmemiş olması özellikle arkadaş grupları içindeki ergenlerin normalden daha fazla risk almalarına neden olmaktadır. Ergeni risk almaya iten hormonların salgılanmasıyla düşünme becerisinin gelişmesi arasında daha uzun yılların geçmesi gerekmektedir.
Denetimli Serbestlik
Bu dönemde ebeveynlerin ergenleri kendi başına bırakmayıp “denetimli serbestlik” yoluyla kontrol altında bulundurmaları, onlara hayat tecrübelerini aktarmaları ve onların gelişimlerine yardımcı olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde araba kullanmayı bilmeyen bir aceminin deneme yanılma yoluyla araba kullanmaya çalışması veya sürücülüğü öğrenmeye kalkışması nasıl her an bir kaza riskini doğurursa ergenin hayat yolculuğunda yalnız ve kontrolsüz bırakılması da öylece bir kaza riskini doğurur. Ergen beyninin çalışma sistemi, aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi, ebeveynin beklenti içindeki sorumluluk alanları olan ders çalışma, denge koordinasyonu, ödevleri (sorumlulukları) hatırlama oldukça küçük yer kaplarken zevk, isyan, bedeniyle, görünüşüyle ilgilenme, karşı cinse ilgi duyma daha büyük yer kaplamaktadır. Bu durumu göz önünde bulundurarak ebeveynlerin ergenlerden beklentilerini ölçülü tutmaları, çocuklarıyla daha doğru iletişim kurmalarını sağlayacaktır.



