GELECEK TASAVVURU
Medeniyet Yöneticisi · 13.03.2019 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
İki kelime, iki kavram, “gelecek” ve “tasavvur”
Gelecek; 1. (Zaman olarak) içinde bulunulan andan sonraki; henüz yaşanmamış, ilerideki. 2. İleride olması, gerçekleşmesi beklenen. 3. is. Zamanın içinde bulunduğumuz andan sonraki bölümü; henüz gelmemiş, yaşanmamış zaman dilimi.
4. Bir kişinin ilerideki yaşantısı; istikbal. 5. Daha sonra yaşayacak olan kuşaklar; yeni nesiller. Gelmesi beklenen, gelişinin geleceği düşünülen…
Gelecekçilik, -ği [gel-ecek-çi-lik] is. Yirminci yüzyılın başlarında İtalya’daki baş döndürücü atılımın ürünü olarak ortaya çıkan, geçmişi, gelenekleri, eski alışkanlıkları, ahlakı reddederek hızı, makineleşmeyi, modem hayatın canlılığını ve bunlardan kaynaklanan macera dolu sevgileri, saldırgan duyguları, şiddet gösterilerini yücelten sanatçı ve edebiyat akımı; fütürizm. (Bkz. Ötüken Türkçe Sözlük)
Tasavvur: (ar. Suret, şekilden) zihinde şekillendirme, fikren kurma, tasarım. Zihinde canlandırma, tahayyül etme. Düşünce, niyet maksat. (Bkz. Misalli Türkçe Büyük Sözlük)
Tasavvur; şekil alış, bir kalıba dökülüş, şahsiyet sahibi oluş, görünür olma arzusu ve isteği, istikamet belirleme isteği…
Demek ki bizim bir geleceğimiz var, bir de gelecek tasavvurumuz. Geleceğimizin nasıl şekil alacağı, nereye evirileceği, nasıl bir istikamet üzre cereyan edeceği tasavvurumuza bağlı.
Tasavvurumuzun oluşum süreci ne denli sağlıklı işler ve doğru bir neticeye varabilirse geleceğimiz de o oranda ümit verici olur.
Tasavvurumuzun oluşumu, temel inanç esaslarını, ilmi geleneği, iyi alışkanlıkları, ahlakı, toplumsal dayanışmayı, adanmışlığı dışarda tutarak şekillenirse fütürist olup çıkarız.
Gelecek tasavvuru için Yahya Kemal’in
“Ne harâbî ne harabatiyim, Kökü mazide olan âtiyim.”
Kökü mazide olan ati, geçmişten gelip geleceğe giden yol. Hızını gücünü geçmişinden alarak ileriye atılabilme zeminini hazırlamak.
Tasavvur imkanlarla, yapabilirlikle de irtibatlanmalıdır. Eğer yapabilirlik hesaba katılmadan bir şekillendirmeye gidilirse o zaman hayal olur, fikri bir ameliye olur. O da lazım.
Hayal ile gerçeğin kesiştiği nokta tasavvurdur. Hayallerini hangi yol ve yöntemle gerçekleştirmek isteği, yeni bir kalıp ortaya çıkarır, o kalıba tasavvur demek mümkün.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında mazi yok sayılarak bir ati oluşturulmak istendi. Kökünden kopuşla şekillenen yeni tasavvur, anlayış hayata tatbik edilince karşımıza, ne olduğu belli olmayan nereye evirileceği kestirilemeyen, hangi dünyada yer alacağı müphem bir oluşum çıktı.
Bugün de yeni bir gelecek inşa etmeye yeltenmekte toplumumuz, bu yeni inşa süreci neye dayanıyor, geçmişle irtibatı ne denli sıhhatli ve sağlıklı. Maziye takılıp kalmayı mı tercih ediyor, maziyi yok sayıp geleceğe mi atılmak istiyor, yoksa maziden ders çıkarıp kendine yeni bir yol mu çizmeye çalışıyor? Bunların hepsi masada duruyor, her bir kesim bir tarafına yapışmış durumda.
Maziyle, geçmiş tecrübeyle irtibatı koparıp yeni atılımlar yapmaya kalkışmak, beraberinde köksüzlüğü getirir. Elan buna yeltenenler var. İmanını ve Müslümanlığını devem ettirmek isteyip geçmişin yükünden hastalıklarından kurtulmak istiyorlar, en kolay ve kestirme yol; geçmişi yok sayarak bugünü ve yarını hesaba katarak yürümek istiyorlar. İştahları çok fazla, çabuk neticeye varmak istiyorlar. Bunun için İslam tarihi boyunca elde edilmiş tecrübe ve birikimleri bir çırpıda eleyerek yeni ve orijinal tasavvurlar, kalıplar bize takdim ediyorlar.



