GÜVENLİ ORTAM, İNSAN, GELECEK
Medeniyet Yöneticisi · 21.09.2024 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026İnsanoğlunun hayatı boyunca en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir güven. Neden? Çünkü ilişkilerini, iletişimini, duygularını iyi yönetebilmesi için güvene ihtiyacı vardır. Peki güven ne zaman doğar, büyür ve gelişir? Bir bebeğin doğumuyla doğar güven duygumuz... Çocuğun ilk sosyal çevresi olan ailedeki bireylerin tutum ve davranışlarıyla şekillenir güvenlerimiz.
Kimimiz kendinden çok emindir, kimimiz daha temkinlidir, kimimiz sözünü hiçbir ortamda esirgemez, kimimiz duygularını içinde yaşar, kimimiz dışa dönüktür, kimimiz içe… Bu kişilik yapılarımızın çoğu güvenle ilişkilidir desem…
Güven, duyguların anası gibidir. Merkezdedir, ilkokulda hepimiz klasik güneş resimleri çizmişizdir. Yuvarlak bir daire ve etrafında da çizgiler… Şöyle hayal edin, güneşin yuvarlağının güven, ışın çizgilerinin de diğer duygular olduğunu düşünün; vicdan, sevgi, saygı, başarı, mutluluk, neşe, vb… Yani tam ortada güven vardır. Diğer duygularda birbiriyle ilişki hâlindedir.
Güven neden bu kadar önemlidir? Çünkü ilk temel duygumuzdur. İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarındandır. Bir örnekle durumu daha iyi anlamaya çalışalım.
Ali bebek, zorlu bir doğumdan sonra dünyaya gelmişti. Melek Hanım çok yorgun düşmüş, baba Serdar Bey ikinci çocuklarını kucağına almanın mutluluğunu yaşıyordu. Anne biraz dinlendikten sonra yavrusunu kucağına aldı ve onunla göz teması kurarak onu ne kadar çok sevdiğini söyledi. Öptü, kokladı, sevdi, sarıldı, tatlı tatlı konuştu bebeğiyle… Tabi bu tablo karşısında Ali bebeğin güveninin temelleri atılmaya başlandı.
Güven kendi kendine dedi ki: “İşte bu, Melek Hanım böyle devam edin, ben sağlıklı gelişirsem Ali sağlıklı ve mutlu bir birey olur. Sizin, baba olarak Serdar Bey'in, çevrenin bana yaklaşımları gelişimimin güzel ilerlemesi için son derece önemlidir. Sizin davranış ve tutumlarınız beni şekillendiriyor bunu unutmayın!”
Melek Hanım ve Serdar Bey bilinçli insanlardı, ilk oğulları Efe ile de çok güzel ilgileniyor ve ona düzenli bir şekilde zaman ayırıyorlardı. Efe çok akıllı, mutlu, neşeli, saygılı, öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevilen bir çocuktu. Efe'nin bu kadar sevilmesinin sırrı anne ve babasının ona yaklaşım tarzında yatıyordu. Anne ve babası Efe'yi küçük bir çocuk olarak görmek yerine onu bir birey olarak görüp ailenin önemli bir üyesi olduğunu fazlasıyla hissettiriyorlardı. Bu da Efe'nin sağlıklı bir kimlik geliştirmesinde önemli katkı sağlıyordu.
Efe, kardeşi olduğu için çok mutluydu. 3 kişilik aileleri Ali bebeğin gelmesiyle artık 4 kişiden oluşuyordu. Ali bebek çok ağlayan bir bebekti, geceleri sık sık uyanırdı. Melek Hanım bebeğiyle şefkatle ilgilenir, tüm ihtiyaçlarını zamanında karşılamaya önem verirdi. Aynı zamanda bebeğiyle çok konuşur, güvenli bir ortamda olduğunu ona yeterince hissettirirdi.
Baba Serdar Bey yoğun çalışmasına rağmen çocuklarıyla mutlaka her gün vakit geçirmeye özen gösterdi. Efe 1. sınıfa gittiği için onunla ayrıca ilgilenir, ödevlerini oğluna güzelce izah eder ve oğluyla hayata dair sohbetler ederdi. Böylesine bilinçli bir tabloda büyüyen Ali bebeğin ve onun sahip olduğu güvenin sizlere birkaç mesajı var:



