HAYATIMIZIN SÜSÜ VE İMTİHANI ÇOCUKLARIMIZ
Medeniyet Yöneticisi · 26.05.2014 · 4 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
İmtihan dünyasındayız. Vakit imtihan vakti. Çocuklarla imtihan edilmenin, onlarla sınanmanın yaman mı yaman olduğu bir vakit. Birçok şeyle imtihana tabi tutulduğumuz bu cahiliye çağında çocuklarımızla imtihan edilmek imtihanların en çetini olsa gerek. “Biliniz ki, servetleriniz ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir ve büyük mükâfat Allah katındadır.” (Enfâl, 28) diye buyuran Allah (c.c.) mallarımızın ve çocuklarımızın bizler için birer imtihan aracı olduğunu buyurmaktadır.
Çocuklar, hayatımızın süsü, Allah’ın insana birer hediyesidir. İnsanlar onları görünce yüzü güler, gönlü rahatlar ve içi coşar. Onlarla konuşunca insan zevk ve sevinç duyar. Onlar bu dünyanın çiçeğidir. İşte biz Müslümanlara düşen en büyük görev bizlere nimet olarak verilen çocuklarımızın belaya dönüşmesinin önüne geçmektir. Müslüman aileler, salt çocuk sahibi
olmak ve bununla övünmek yarışına girmez. Çünkü anne ve babalar bilirler ki mal ve çocuk ile övünmek cahiliye âdetlerindendir. “Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâtları Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar cehennemin yakıtıdır.” (Âl-i İmrân, 10)
Eğitim sisteminin eritim sistemi haline geldiği, ilahi ve aşkın değerlerimizin sekülerizmin ve kapitalizmin ruhsuz atmosferine kurban edildiği bir demde, nesillerimizi yetiştirmenin kolay olmadığını biliyoruz. Bu çağda imtihanımız daha da zor elbette. Elimizden kayıp giden nesillerimizi, masumiyetini yitiren çocuklarımızı, televizyonun ve internetin insafına terk edilen ciğerparelerimizi gördükçe sorumluluğumuzun ağırlığı daha bir belimizi büküyor. Ve biz anne ve babaların imdadına, yine yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şahika ve şahane örnekliği yetişiyor.
Anne ve babalar, çocuklarının nasıl ki yeme-içme, giyinme, barınma ve iş edinme gibi ihtiyaçlarını üstleniyorlarsa; bütün bunlardan daha önemlisi; Allah’ın emir ve yasaklarını öğretmekle de sorumludurlar. Rabbimiz, “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim, 6) buyuruyor. Önderimiz (s.a.v.) de bu konuda, “Hepiniz gözetleyicisiniz ve hepiniz, gözetiminiz altındakilerden sorumlusunuz.” buyuruyor.
Anne ve babalar, salih bir evlat yetiştirmek için gayret göstermişlerse ölseler dahi o çocuklar her güzel davranışta bulunduklarında amel defterleri açılır; baba ve anasına da sevap yazılır. Anne ve babalar, kötü bir evlat yetiştirmişlerse; o çocuk her günah işlediğinde anne ve babasının amel defterleri açılır; onlara da günah yazılır.
Elbette “Hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez.” (Fâtır, 18) ve “Herkese kazandığının karşılığı verilir.” (Mü’min, 17) Anne ve babalarda çocuklarının günahlarından sorumlu tutulmazlar.Peygamberimiz, “Babanın suçundan evladı sorumludeğildir. Baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulmaz.”buyuruyor. Ancak, anne babanın ve çocukların
müştereken üstlendikleri sorumlulukları vardır. Unutmamak gerekir ki günaha aracı olmak da günahtır. Bu durum yukarıdaki naslarla çelişmez kanaatindeyim. Şöyle ki; bir baba, küçük yaştan itibaren çocuğunu yalana alıştırmış, insanları nasıl dolandıracağı konusunda eğitmişse karşısına alıp içki içmiş, kumar oynamışsa eve kötülüğe teşvik eden kitap, dergi ve gazete getirmiş, ahlâk dışı televizyonkanallarını açıp seyrettirmişse bunlarla çocuğunu tanıştırmış, fakat vahiyle ve Resulle tanıştırmamışsa sorumlulukları konusunda hiçbir şey






