HAYIRDA YARDIMLAŞMAK
Medeniyet Yöneticisi · 28.07.2018 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
İyilik ve kötülük gibi değerler sadece insana özgüdür. Canlı ya da cansız olsun diğer varlıkları bu ve benzeri olgularla nitelendiremeyiz. Her birimiz iyilik lafzını duyduğumuzda hafızalarımızda ona dair birçok şey canlanır.
Hayatımızda, anılarımızda, gönüllerimizde iyilik kelimesinin canlılığını, heyecanını, dirilticiliğini hepimiz değişik şekillerde yaşamışızdır.
Hayatın merkezinde olması gereken iyilik kavramı, İslâm literatüründe oldukça zengin bir yere sahiptir. Birr, maruf, hayır, ihsan, hasene... kelimeleri nüansları olmakla beraber aynı manayı ifade eder. Birr; iyilik, ihsan, itaat, doğruluk, güzel davranış gibi manaları muhtevidir. Her müminin amacı birre ulaşmaktır ve tüm çabası da bunun içindir. Çünkü birr Allah'a itaat kastıyla yapılan salih amelleri kapsadığı gibi, insan ilişkilerinde saygı ve sevgi, hak ve adalet ölçülerine riayeti de içine alır. İnsan hayatına hakikatten ve hayırdan yana katkı sağlayan her şey iyiliktir. Kur’ân bu mefhumu şöyle ifade eder: “Gerçek iyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik (birr), o kimsenin iyiliğidir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. Allah rızası için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan köle ve esirlere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Muttakiler ancak onlardır.” (Bakara, 177).
Maruf kelimesi ise aklın ve dinin hoş gördüğü şey, iyilik ve ihsan anlamlarına gelir. Allah (c.c.) kullarının yararına gördüğü şeyleri yani marufu peygamberleri vasıtasıyla insanlığa bildirmiştir. Kur’ân-ı Kerim'in emirleri maruf, yasakları ise münkerdir. Kitabın emirlerine riayet etmek, yasaklarından da kaçınmak suretiyle Mümin, maruf olanı yaşatır. Mümin, marufu öncelikle kendi şahsında ihya ederek, topluma bu kapsamda ayna olur. Her Müslüman, tüm insanlık için hayrı istemek ve hayra teşvik etmek suretiyle, her an iyilikte yardımlaşmak yolunda olmalıdır. “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmran, 104). Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyuruyor: “Sizden her kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin, gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin, buna da gücü yetmezse kalbiyle nefret etsin ki, bu imanın en düşük derecesidir.” (Müslim)
Hayır; iyi olmak, iyilik etmek, üstün olmak, iyilik, güzellik yani her türlü iyi tutum ve davranış anlamında kullanılır. Hem dünya hem de Ahiret için faydalı olacak, eylem veya söylem olsun her türlü iyilik de hayır diye adlandırılır. “Hayır olarak ne yapar sanız Allah onu bilir. Azık edinin, bilin ki en hayırlı azık takvadır.” (Bakara, 197). Hayır kelimesi Kur’ân'da infak anlamında da kullanılmıştır. “Mallarını Allah yolunda hayra verip de sonra başa kakmayan, alanların gönlünü kırmayan kimselerin Allah katında kendilerine has mükâfatları vardır. Onlara korku olmadığı gibi onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara, 162). Hayra ve iyiliğe ulaşmak için kişinin sevdiklerinden Allah yolunda harcaması gerekir. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça en iyiye (birr) ulaşamazsınız.” (Âl-i İmran, 92).



