Hz. Peygamber'in Yönetici Kimliği
Medeniyet Yöneticisi · 08.11.2017 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Allah Rasulü'nün (s.a.v.) peygamberlik misyonu, ferdî ve manevî hayat kadar maddî ve sosyal hayatın da mükemmellik ölçüsünü ortaya koymayı ve insanlığa her iki alanda kılavuzluk yapmayı hedeflemektedir. Hz. Muhammed (s.a.v.), bir elçi olarak insanları Allah'ın davetine çağırmak, manevî anlamda
onları olgunlaştırmakla birlikte, devlet adamı/cemaat önderi/eğitimci niteliğiyle de yönetim sanatının en ince örneklerini göstermiş, bu anlamda da gelecekteki bütün devlet adamlarına/cemaat önderlerine/eğitimcilere siyasî alanda ve eğitimde öncülük etmiştir.
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bu öncülüğünü eğitim alanına da indirgeyebiliriz. Çünkü büyük toplumların/devletin yönetimi ile küçük toplumların/okulun yönetimi arasında büyük benzerlikler vardır. Ortak noktaları; yönetilen de insan, eğitilen de insandır. Bir yönetici/davetçi/eğitici aynı özellikleri taşımalıdır. Bu alanda en güzel örnek Allah Rasulü (s.a.v.)'dür.
Yöneticilere tavsiye edilen her durum bir öğretmen için/eğitimci için de gereklidir. Bunlardan Yumuşak Huyluluk, Ehliyet ve Kabiliyet, Meşveret/İstişare, Müşterek Hukuka Uymak, Adaletle Hükmetmek olamazsa olmazlardandır.
Yumuşak Huyluluk Hz. Peygamber'e (s.a.v.) göre yöneticilik için sorumluluk almada ilk ölçü yumuşak huylu olmaktır. Yumuşak huy, sevgi ve itaat sebebidir. Efendimizin kendileri en hoşgörülü, en sabırlı, en merhametli, en mütevazı ve en yumuşak huylu idareci olup bu konuda herkese yaşayan bir örnek olmuştur.
Hz. Peygamber'e (s.a.v.); “Kendisi cehennem ateşine, cehennem ateşi de ona haram olan kişiyi size bildireyim mi? Her cana yakın, vakarlı ve yumuşak huylu kişi.” (Tirmizî, Sıfatü'l Kıyâmet,15)
“Müslümanların başına idareci olarak geçen kimse, kendi için istediği şeyleri Müslümanlar için istemez, onlara şefkat duygusu taşımazsa cennetin kokusunu koklayamaz. (Cennetin kokusunu bulamaz.)” (İmam Suyuti, Camiu's Sağir ve Tercümesi)
Ehliyet ve Kabiliyet
Hz. Peygamber'e (s.a.v.) göre yöneticilik için sorumluluk almada ölçü, geçmişteki vazifeler veya tanınmış olmak değil, o alanda sahip olunan ehliyet ve kabiliyettir .
Allah Rasulü (s.a.v.) pek çok genci, ehil olduğu anlaşılan bazı sahabileri önemli görevlere getirmiştir. Allah Rasulü (s.a.v.):
Amr b. Hazm (r.a.) daha 17 yaşında iken onu Necran'a vali tayin etmiştir. (Abdülhay el Ket-tânî, et Terâtibü'l İdariyye, I, 318, 401 402).
Mekke'nin Fethi sırasında Müslüman olan ve yirmili yaşlarına yeni girmiş bulunan Attâb b. Esid'i (r.a.) Yarımada'nın bu en önemli şehri Mekke'nin idaresine getirmiştir. (M. Abdülhay el Kettânî, 1,256, 397).
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) vefatından az önce göndereceği, içinde büyük sahabilerin de yer aldığı orduya kumandan tayin ettiği Üsame b. Zeyd (r.a.) de yirmi yaşına henüz girmiştir. Onun tecrübe eksikliğine dair şikâyetler kendisine ulaştırılınca Allah Rasulü (s.a.v.), Üsame'nin bu vazife için ehil olduğunu ifade etmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), yönetimde ehliyet sahibi kişileri görevlendirmeye çalışırken bunun tersi bir siyasî tasarrufun toplumlar için felakete sebep olacağını ifade etmiş, üstelik ehil olmayan kişilerin göreve getirilmesinin kıyamet alameti olduğunu söylemiştir. (Buhârî, İlim, 2).



