İDEAL İNSAN İNŞASINDA TA'LİM, TERBİYE
Medeniyet Yöneticisi · 16.08.2017 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Günümüzde dinlerin, milletlerin ve kültürlerin insan tasavvurları birbirlerinden çok belirgin farklılıklar göstermektedir. Bu ise dinlerin, milletlerin ve kültürlerin insana yönelik çalışmalarında farklı yol ve yöntemler takip etmesini doğurmuştur. Buna göre insan ortak varlık olmakta ama onun eğitim ve öğretimine dair yol ve yöntemler farklılık arz etmektedir. Peki, sorun nedir?
İnsan var olduğu günden bu yana hem kendini hem de çevresini merak etmiş, bunlara dair araştırmalar ve incelemeler yapmıştır. Yani kendini ve kendi dışındakileri tanıma ve tanımlama ihtiyacı hissetmiştir. Bugün de insanın bu faailiyeti durmuş değildir, aksine daha yoğun ve farklı imkân ve aletlerle devam etmektedir.
Bu araştırma ve incelemelerin neticesinde insan, kendi varlığını tanımlamada bazı sonuçlar ve tanımlar ileri sürmüştür. Örneğin, insan “Konuşan bir canlıdır.”, “Tarih sahibi bir canlıdır.”, “Zekâya sahip olan ve zekâya dayanarak eylemde bulunan bir varlıktır.”, “Aletler yapan canlıdır.”, “İki ayağı üzerine yürüyen, dik duran ve tabiatı itibariyle gülen bir canlıdır.”, “Tabiatı itibariyle başkalarıyla, kâinat ve âlemle ilişki kuran, içgüdülerinin ve organik yapısının gereği olarak ifade kabiliyetine hâiz bir canlıdır.”, “Düşünce, irade, işaret ve kelimelerle donanmış bir canlıdır.”, “Din, fen ve ilme önem veren bir canlıdır.”; “Ceset, ruh ve lügattir.”; “Canlı ve daima ilerlemeye giden varlıktır.”, “Akleden ve konuşan bir canlıdır.”1 gibi tanımlar yanında materyalist tanımlar da yapılmıştır. (Bu hususta daha ayrıntılı bilgi için varlık felsefesi ve felsefe antropolojisi konularında yazılmış eserlere bakılabilir.)
İnsanı merkez varlık ve halife/yetkili varlık gören İslâm, insanın varlığında “akıl, kalp ve nefis” diyeceğimiz üç önemli unsurun var olduğunu kabul etmektedir. Bu açıdan İslâmî eğitim metotları, insanın insan oluş özelliklerine göre dizayn edilmiştir. Burada ölçü insanın kendi yapısıdır. Metotların esaslarını, insan davranışlarını idare eden merkezlere göre koyar.2
Tüm dinler, milletler ve kültürler, insanı kendi amaçları doğrultusunda geliştirme, değiştirme ve iyileştirme hedef ve faaliyetlerinde bulunur. Örneğin; maddeci felsefe, ekonomiyi merkeze alıp diğer kurumları onun üzerine bina eder. Başka bir deyişle ekonomi alt yapıyı; din, ahlâk, hukuk, sanat ve eğitim gibi müesseseler üst yapıyı teşkil eder. Alt yapıda meydana gelen değişmeler üst yapıyı da etkiler. Böylece eğitim ekonomiye göre şekil alır.3
İnsan, beden ve ruh birlikteliğinde bir varlıktır. Bunlar birbirlerinden ayrı tutulamaz. Ayrıca Allah, insanın varlığına akıl, kalp ve nefis denen kimi mekanizmalar ve fonksiyonel cihazlar koymuştur. Bunlar insanın merkezi yönetim ve sevk birimleri olarak görev yapmaktadırlar. Bu mekanizmalar ise insanın ihtiyaçlarını, sorumluluklarını ve ideallerini temin ve tesis etme işini yürütürler. Burada beden ve uzuvları da bir alet olarak kullanırlar. İşte bu üç sistemin doğru ve planlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Aksi hâlde insanda, kaos ve karışıklık baş gösterir ki psikolojik, sosyal ve ekonomik birçok problemin zuhuru söz konusu olur. İşte biz bu üç sistemin insanın yetiştirilmesi için önemli ve hayati olduğunu vurgulamak istiyoruz. Bunun için burada evvela, bu üç sisteme karşılık gelen üç kavramı doğru tespit etmekle işe başlayacağız. Bunlar; ta’lim, terbiye ve tezkiyedir.



