İNSAN NEDEN MUTSUZ?
Medeniyet Yöneticisi · 05.02.2018 · 9 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Mutluluk, insanın maddi ve manevi boyutuyla haz duyacağı bir hâl içinde olmasını ifade eder. Saadet olarak da dile getirilen mutluluk, emellerin gerçekleşmesi anlamında da kullanılır. Mutluluk geçmişten bugüne her dönemde tartışılagelmiş bir kavramdır. Daha çok ahlâkî bir değer görülmüş, bu anlamda ahlâk teorilerinin içerisinde ele alınmıştır.
İnsanın hayatın anlamını sorgulaması ve bir gaye için yaşamak istemesi onu diğer varlıklardan ayıran niteliklerdir. İnsanoğlu aklını ve iradesini gayelerine uygun kullanır. Bu anlamda hayatı bilinçli yaşamakla mutluluk arasında sıkı bir ilişkisi vardır. Keza filozofların çoğunluğu mutluluğu ahlâkî bir sorun olarak tartışmışlardır. Felsefe tarihi, mutluluğu bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve manevi boyutlardan ele alan ve açıklamaya çalışan fikirlerle doludur. Fakat hiçbir felsefe bugüne kadar insanlığın sorunlarını çözmeyi, birey ve toplumu mutlu kılmayı başaramamıştır. Bunun nedenleri hakkında kısa bir öngörüde bulunabiliriz. Hiçbir felsefi doktrin veya ideoloji insanın hakikatini bütünüyle açıklayamamıştır. Dolayısıyla insanın hakikatini bilmekten aciz düşüncelerin insanlığın sorunlarını çözmesi beklenemez. Aksine sorunları daha da çetrefilli hâle getirmişlerdir. Bu çerçevede mutluluğun anlamı üzerine kapsamlı bir bilgiye ulaşmak için mutluluğu meydana getiren belli parametrelerden önce insanın varoluş amacını açıklamak gerekir. Çünkü mutluluk saf bir değer olarak insanın bütün eylemlerinin nihai olarak yöneldiği gayedir. Felsefe tarihi boyunca yapılan tartışmalar ve ileri sürülen fikirler dikkate alındığında bu değerlendirme sonuç olarak anlaşılmaktadır. Nitekim pek çok mutluluk tanımı insanın eylem/amel/leri ile ilişkilidir. Bunların tamamını burada ele almak bu yazının konusu değildir. Burada asıl konumuzun anlaşılmasına imkân verecek biçimde bazı filozofların ve ilim adamlarının mutluluk hakkındaki görüşlerine değinmek gerekmektedir.
Antik Yunan Filozoflarından Aristo'ya göre insanı mutlu kılacak olan, erdemli bir hayat sürmesidir. Ona göre mutluluk hayatın temel gayesidir. Farabi mutluluğun salt bir iyi olduğunu kabul eder. Bu anlamda mutluluk sadece kendi kendisi için tercih edilen, yüce bir gayedir. Farabi'ye göre insan eksik bir varlıktır. Bu nedenle de insanın kendini tamamlamak için belli değerlere ihtiyaç duyar. Ayrıca insanın erdemli bir kişi olabilmesi için erdemli bir toplumda hayatını sürdürmesi gerekir. Kişi ancak bu şekilde mutluluğa ulaşabilir. Demokritos'a göre mutluluk ruhun dinginliğidir. Mutluluğun tek yolu ise iyinin ne olduğunun bilinmesidir. Descartes'e göre mutluluğu temin eden üç şeyden bahseder. Bunlar; doğruyu bilmek ve istemek, elde edilmesi imkânsız olanı terk etmektir. Ona göre insan mutlu olmak için, iradesini aklının emrine vermeli ve doğru bilgiyi kullanabilmelidir. İbn Miskeveyh'e göre insan var oluş amacını bilerek yaşadığı zaman iyi ve mutlu insan olur. Aristippos'a göre haz ve iyi özdeştir. Hayatın amacı da en yüksek hazza ulaşmaktır. Freud'a göre ise mutlu bir insan olabilmek için tüm isteklerin engellenmeden doyurulması gerekmektedir.
Kutadgu Bilig'de mutluluk ahlâkla ilişkili ele alınmaktadır. Yusuf Has Hacib'e göre mutluluk ve ahlâk, kaynağını din, gelenek ve örfte bulur. O'na göre, kişiyi sadece bilmek, iyi niyet ya da eylemek insanı mutlu kılmaz. Mutlu olmak için ahlâklı olmak, ahlâklı olmak için bilmek, iyi niyet ve eylemek birbirini tamamlayacak şekilde ortaya çıkmalıdır. “İnsan bilgi bilirse, hayattaki mutluluğu günden güne artar; kendisi ne kadar küçük olsa bile yeri büyük olur.” 1 İnsanın ölümlü bir varlık olduğunu bilerek seçimlerini fani dünya üzerinden değil ebedi olana ulaşmak fikriyle yapmalıdır. Yusuf Has Hacib'e göre ölmek bir yok oluş değil, hakikate açılan bir kapıdır. İnsan ölümü, hakikati kavramanın bir yolu olarak görmelidir. Bu durumda insanın ölüme bakışı hayata bakışını belirlemektedir.



