İSLAM VE SORUMLULUKLARIMIZ
Medeniyet Yöneticisi · 27.11.2015 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Cenab-ı Allah’a bu dünyada bizlere İslam kardeşliği nimetini nasip ettiği ve tattırdığı için, hamd ü senalar; bize güzel İslam yolunu gösteren Yüce Rasulü’ne, onun izinden gidenlere, kıyamet gününe kadar onların izini takip edecek olanlara da salât ve selamlar olsun.
Bilindiği gibi her gün, her şeyiyle değişip duran bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyanın özellikle değerleri, ölçüleri, doğru, eğri, iyi, kötü, hayırlı, hayırsız, şerli, şersiz gibi bütün değerlendirme ölçüleri ve anlayışları her gün sık sık değişmekte. Dün iyi olan bu gün kötü, bu gün kötü olan yarın belki farklı bir şey olarak karşımıza çıkabilmektedir Özellikle Fransız İhtilalinden bu yana insanlık neye doğru, neye yanlış, neye iyi, neye kötü diyeceğini şaşırır oldu. 25-30 sene öncesine kadar komünizm fevkalade mükemmel bir düzendi. Şimdi çok af edersiniz tu kaka oldu.
40-50 sene önce sene önce belki faşist sistemler yüceltilen nizamlardı. Bugün yerin dibine geçiriliyor. Sosyalizm büyük bir idealdi, bu gün cenazesine ağıt yakılıyor.
Bugün yüceltilen demokrasinin, laikliğin, insan haklarının yarın öbür gün çok kötü şeyler olarak değerlendirilmeyeceğinden hiç kimse emin olmasın. Biz diyoruz ki, bu istikrarsızlık doğrunun, hakkın, gerçeğin, iyinin, kötünün, sabit, sağlam ve değişmez esaslardan alınıp öğrenilmemesinin, kabul edilmemesinin tabii ve normal bir neticesidir. Bundan başka bir sonuç beklenemezdi.
Cenab-ı Allah, insanı yarattığı günden beri insanın mutlaka değişmemesi gereken sabit ve şaşmaz ölçü, değer ve doğrularının olmasını öngördüğünden kitaplar indirmiş, peygamberler göndermiştir.
İnsanlığa inançlarıyla, yaşayışlarıyla, ahlaklarıyla, bireysel olarak, toplumsal olarak, ferdî, sosyal ve ekonomik hayatlarıyla, siyasal hayatlarıyla alakalı değişmez ilkelerin önemli bir yer tuttuğu şeriatler bildirmiştir.
Günümüz dünyası, bu değişip duran değer ve ölçüleriyle aynı zamanda, Cenab-ı Allah’ın değişmez hükümlerine, şeraitine, ölçülerine savaş açmış da oluyor dolayısıyla.
Müslümanlar bu olayın farkında olarak dinlerinin kıyamete kadar dahi olsa değişmesi asla söz konusu olmayan değişmez esaslarını, ilkelerini, hükümlerini çok iyi bilmelidirler. Bunları çok iyi sahiplenmeli ve bunlarla ilgili olarak herhangi bir şekilde, “Acaba dün böyleydi, bugün böyle olur mu?” kabilinden, “Değişebilir mi, değişmez mi?” türünden bir takım sorgulamaların gündemlerine getirilmesine izin vermemelidirler.
Müslümanın gündeminde bunların yerinin olamayacağının bilinmesine ciddi manada ihtiyacımız vardır. Çünkü biz değişmezlerimize, sabitlerimize sahip çıkamadığımız, bunlara dört elle sarılmadığımız zaman biz de değişim rüzgârlarının etkilerine kapılır gideriz. Böyle bir gidişin sonunun nereye varacağını, nerede durulacağını kimse bilemez. O zaman sabitkadem Müslüman olamayız. Bugün böyleyken ertesi gün böyle olabiliriz.
Farkındaysanız İslam’ın bir takım hükümleri kıyıdan köşeden tartışılmaya başlanıyor. Efendim, recm var mıydı yok muydu, mürted öldürülecek miydi öldürülmeyecek miydi, hırsızın eli kesilecek miydi kesilmeyecek miydi, yok faiz o dönemde kat kat olduğu için ve bankalar bulunmadığı için haram idi, bugün de haram olabilir mi?... İslam’ın bir devleti vardı, halifesi vardı, hâlâ bugün buna gerek var mı, gibi hatırımıza gelen ve gelmeyen bir yığın konu, Müslümanların gündemine bir şekilde, usul usul sokulmaya çalışılıyor. Böylelikle Müslümanın değişmezleri çevreden merkeze doğru her geçen gün biraz daha tırtıklanmaya, didiklenmeye çalışılıyor.



