İSLAMİ EĞİTİMİN AYDINLIĞINDA ÇOCUK
Medeniyet Yöneticisi · 26.05.2014 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Modern(!) zamanlardayız. İnatla vahye ve ilâhî değerlere sırt çeviren modern zamanlar. Seküler ve laik değerlerin(!) fütursuzca körpecik dimağlara empoze edildiği, ahlâk ve insanlıktan uzak, çıkarcı, egoist ve postmodern zalimler üreten bir çağda yaşıyoruz. Tüm teknolojik gelişmelere inat gittikçe ilkelleşen bir çağ. Vahiyden arındırılmış, tek tipleştirici ve ruhsuz eğitim anlayışlarının çocuklarımızın geleceğini ve en önemlisi kalbini ve kafasını kararttığı bu çağda,
sadra şifa olacak sahih, sağlam ve gür bir sedaya ihtiyacımız var. Bu gür seda, elbette ki aziz dinimiz İslâm’ın Rabbani eğitim anlayışıdır. Lakin temel problemimiz bu eğitim anlayışını asrın idrakine uygun bir formda ifade edemeyişimizdir.
Bizlere Allah tarafından emanet olarak bahşedilen göz nurumuz, ciğerparemiz çocuklarımız tertemiz İslâm fıtratı üzere dünya gelmektedirler; fakat ebeveynlerinin ya da kötü arkadaş ve toplumun etkisiyle temiz fıtratlarından uzaklaşıp batıl din ve ideolojilere sapabilmektedirler. Tabii ki, önemli olan çocuğun fıtratını her daim aynı safiyetle muhafaza edebilmektir.
Eğitimi, insanlığın fıtratını sözle doğrudan doğruya, önder kadroyla da dolaylı olarak insanı en güzele doğru yönlendirmenin en uygun metodu olarak tanımlar Şehid İmam Hasan el-Benna. Bu, Rabbanî bir metoddur. Ufak ve büyük hiçbir hususu bırakmayan, bütün incelikleri ve özellikleriyle insan ruhunu ihata eden, ayrıntılarıyla beşer hayatını kuşatan ve her yönüyle gelişmiş bir metod.
İslâmî eğitim, sürekli olarak insanı tüm hayatında harekete, canlılığa teşvik eder ve çevresiyle düzenli bir ilişki kurarak sadece insanlarla değil, aynı zamanda hayvanlar, hava, deniz ve bitkilerle iyi bir diyalog kazandırır. Çünkü Müslüman temelde Allah’ın kendisi için yaratmış olduğu tüm dünyaya karşı imar, inşa ve ıslah göreviyle mükelleftir. İslâm’ın dışında hiçbir eğitim sistemi, insanın hem dünya, hem de ahiret hayatının ıslahına çalışmaz.
İslâmî eğitimin aydınlığında çocuk yetiştirirken hedefimiz, onları dünya ve ahirette en iyi, en yararlı, en hayırlı ve en güzele ulaştırmaktır. Allah’ın hükmünün yeryüzüne hâkim olabilmesi, adaletin toplumda tesis edilmesi; can, mal, nesil, din ve akıl emniyetinin sağlanması bu aydınlık eğitimin paralelinde yetiştireceğimiz nesillerin eliyle mümkün olacaktır inşallah.
Aziz dinimiz İslâm, tüm çağlara hitap edip cevap verebilecek bir yücelikle gelmiştir. İslâm, dünya ve ahiret hayatını düzenleyen yegâne hak dindir. Bu dinin terbiyesiyle yetişen çocuk, dünyanın her yerinde fazilet, şeref ve onurunu koruyacak bir şahsiyete ve üstün davranış özelliklerine sahip olacaktır. Bu üstün ahlâk ve terbiye ile çocuklarımızı yetiştirirken anne ve babalara büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu görev ve sorumlulukların bir kaçı:
• Çocukların kişiliğine küçük yaşlardan itibaren İslâmî ruhu aşılamak
• Çocuklara ciddi olmanın örneğini mutedil bir şekilde sergilemek
• Çocukların erkek veya kız olsun ileride faydalı salih birer insan olmaları için onların bedeni, akli ve ruhi ihtiyaçlarını karşılamak






