Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır. (Bakara Suresi, 114. Ayet)
Filistinli üç gencin askerlerine saldırısını bahane eden İsrail, olaydan sorumlu tuttuğu gençleri şehit ettikten sonra Müslümanların ilk kıblesi, Harem mescidlerin üçüncüsü Mescid-i Aksa’yı Cuma namazına kapattı. Terör devleti İsrail’in bu kararı neticesinde 1969’dan beridir işgal altındaki Kudüs’te ilk defa Cuma namazı kılınmadı. Filistinli Müslümanları en temel insani hakkı olan ibadet özgürlüğünden mahrum bırakan zalim İsrail yönetimi, bununla yetinmeyerek elektronik detektörler yerleştirmek suretiyle Mescid-i Aksa’ya girişleri kontrolü altına almaya çalıştı. Aksa'nın da içerinde bulunduğu Eski Kudüs bölgesini ve çevresindeki yolları da giriş çıkışa kapatan İsrail polisi, namazlarını Aksa'nın kapılarında kılan cemaate ise sert bir şekilde müdahale ederek var olan zulmünü daha da arttırdı.
Filistinli Müslümanlara yönelik sistematik ihlaller ve baskılar devam ederken İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman ise; “Aksa İsrail’in egemenliği altındadır.” diyerek Mescid-i Aksa üzerindeki gerçek niyetlerini açıklamış oldu.
Kutsal mescidimizi postalları ile kirleten, mescidin içerisinde birçok tahribat yapan, ezanımızı yasaklayan, ibadetlerimize dilediği şekilde müdahale etme hakkını kendinde bulan zulüm devleti İsrail, tüm bu yaptıkları ile İslam dünyasına meydan okuyor, uluslararası hiçbir antlaşmaya bağlı kalmayacağını haykırıyor. Bu olayı bahane ederek Mescid-i Aksa’nın yapısını değiş-tirmeyi, sonunda Kudüs’ü başkent ilan ederek, Mescid-i Aksa’yı da yıkarak koca bir insanlık tarihini yok etmek istiyor.
Siyonist İsrail bu şekilde küstahça davranma cesaretini Batı’nın doğrudan ve dolaylı desteğinden almaktadır. Batı, Siyonistleri kendi ülkelerinden çıkararak İslam dünyasının göbeğine bir hançer gibi yerleştirmiş, İsrail’i İslam dünyası üzerindeki emellerini gerçekleştirmenin bir parçası olarak görmektedir. Bu yüzden Batılı ve Doğulu emperyalistlerin en temel insani hak-ların ihlali dahil İsrail’e bir yaptırım yapmasını beklemek boşunadır.
Şüphe yok ki; İslam coğrafyasının parçalanmışlığı, Müslümanların sessizliği, Müslüman halk-ların liderlerinin İslam ülkelerinde yapılanlara kayıtsız kalması, İsrail’i cesaretlendirmektedir. Halkı Müslüman olan ülkelerin korkak liderleri, Müslüman Kardeşler Teşkilatına, Katar’a karşı gösterdiği haksız ortak tavrı, dinimize karşı amansız düşmanlık besleyen İsrail’e karşı göstermemektedir.
İslam coğrafyasını planlı bir şekilde kendi derdine düşüren işgalci İsrail, bunu fırsat bilerek hamleler yapmaktadır. Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Yemen’de, Katar’da olup bitenler İsrail’in önünü açmakta, ona cesaret vermektedir.
Artık anlaşılmıştır ki, Müslümanlar, Haçlı ve Siyonist ittifakın İsrail’e baktıkları gibi Filistin’e bakmadıkça, yani Filistin davasını, Kudüs davasını bir beka ve var olma sorunu kabul etmedikçe bu tür olaylar devam edecek ve gemi azıya alan İsrail daha da ileri gidecektir. Ehl-i İslam Kudüs ile İstanbul, Kahire, Tahran, Şam, Sana, İslamabad, Mekke, Medine, Bağdad’ı birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak görmedikçe Müslüman coğrafyada zulümler, baskılar, akan kanlar hiç bitmeyecektir. Müslüman ümmetin her bir ferdi bir araya gelmeden özgür olamayacağımızı, Kudüs’ümüzün ve Mescid-i Aksa’mızın özgür olamayacağını artık fark etmeliyiz.
İslam’ın ilk kıblesi, Harem mescidlerimizin üçüncüsü, ümmetin izzet ve şerefi olan Mescid-i Aksa’ya karşı hazırlanan ve görmekte geciktiğimiz Siyonist tuzağı İslam alemine duyurmak mecburiyetindeyiz.
Mescitlerin işgal edilmesinin ve gerçek maksatlarının dışında kullanılmasının ne demek oldu-ğunu en iyi Türkiye coğrafyasında yaşayan biz Müslümanlar biliriz. Bu yüzden İsrail’in Mescid-i Aksa'yı kapatmasını, Müslümanları namazlarını eda etmekten men etmesini tüm kalbimizle lanetliyoruz.
Peygamberlerin diyarı Filistin’in topraklarının işgalini kabul edemeyiz.
İsra ve Mirac’ın şehri Kudüs’ün işgalini kabul edemeyiz.
İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın işgaline bütün varlığımızla karşıyız.
Ezanımızın yasaklanması, mescitlerimizin ibadete kapatılmasını asla kabul edemeyiz.
Topraklarını ve mukaddeslerini koruyan kardeşlerimizin zalimce katledilmesine, haklarının gasp edilmesine sessiz kalamayız.
Rabbimizden çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksa’yı, Peygamberler şehri, Hz. Ömer (ra)’in ve Selahaddin Eyyübi’nin…emaneti Kudüs’ü özgürleştirecek şuur, vahdet ve gücü biz Müslümanlara vermesini niyaz ediyoruz.
Medeniyet Vakfı