İSLAMİ MÜCADELE ÜZERİNE RÖPORTAJ
Medeniyet Yöneticisi · 18.04.2016 · 9 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Medeniyet Vakfı Genel Başkan Yardımcısı, yazar Kazım Sağlam, İslami hareketin dünü ve bugününü, siyaset ve sivil alan ilişkisini Gerçek Hayat Dergisi'nden Emeti Saruhan'a değerlendirdi. Röportajda Sağlam, STK ve vakıfların ilişkilerinin devletle nasıl yürütülmesi gerektiğini, cemaatlerin siyasete karşı nasıl konumlanması gerektiğini değerlendirdi.
Üniversite yıllarınız 80 darbesi öncesi, sağ-sol çatışmalarının olduğu dönemlerde geçmiş. Nasıl bir ortam vardı?
Üniversiteye başladığımda ülkücüler ve solcular vardı. İslamcılar grup olarak kabul edilmiyordu. Biz ülkücülerin safında görülüyorduk ve bundan rahatsızdık Erbakan'ın siyaset sahnesine çıkmasıyla İslamcıların 1969’dan sonra bir siyasi kimlik ibraz ettiğine inanıyorum. 1976’dan sonra da Erbakan'ın çıkardığı kanunla İmam Hatiplilerin üniversiteye girebilmesi çehreyi değiştirdi. Bolca İmam Hatipli geldi üniversiteye. Bu da arayışa, okumaya, tartışmaya ve ayrı bir kimlik ortaya koymaya yol açtı.
Ülkücülerle ayrışma nasıl gerçekleşti?
Benim zaviyemden baktığımda 1969'a kadar ülkücülerle İslamcıların iç içe olduğu bir birikim oldu. Bu dönem Komünistlerle Mücadele Derneği İle MTTB'nin ortak hareket ediyordu. 1965’te Rasim Cinisli’nin başkanı olması MTTB’yi solculuktan kurtarmıştır. İkincisi İsmail Kahraman 67’de genel başkan olunca biraz daha İslami tarafa kaydı ama orada da milliyetçi- muhafazakâr damar çok daha ağırdı. 69’da Burhanettin Kayıhan aday olunca karşısına da Mustafa Ok adında bir ülkücü çıkarıldı ve orada ülkücülerle İslamcılar arasında bir ayrışma oldu.
Müslümanların ayrı bir kimlik oluşturmasının Erbakan’ın siyaset sahnesine girmesiyle gerçekleştiğini ifade ediyorsunuz. Nasıl oldu bu?
Türkiyeli Müslümanlar olarak söylemlerimiz ve eylemlerimiz değişmeye başladı. MTTB üzerinden gelen gençlik ve siyasi dönüşüm Erbakan üzerinden gelen siyaset bir yerde buluştu.
Bunun okullara yansıması biraz daha zaman aldı. Daha önce gazetemiz yoktu. Milli Gazete çıkınca çok sevinmiştik. Adı görünecek şekilde katlayıp cebimize koyuyorduk. 69’dan 80'e kadar kimliğimizi aradık. Dini asli şekliyle öğrenmek, Kur’an’ın bizim için öngördüğü hayat nizamını tesis için çalışmak gibi konular gündeme geldi.
Okulda katlar bölünmüştü. Solcular Felsefe katında olurdu ülkücüler de Türk Dili ve Tarih bölümünde. Biz ayrıyız dedik ve kendi aramızda bir temsilci seçtik. Solculardan Türk dili ve edebiyatı dersine girmek isteyenler jandarma eştiğinde girerdi. Birkaç defa aramızda gerginlik olunca albay geldi. "Bunlar yetmedi bir de siz çıktınız başımıza. Sağcı mısınız solcu musunuz? Bir tarafa geçin. Nereden çıktı İslamcılık” diye çok baskı yaptı bize.
İslamcılar öğrenci olaylarında şiddetin dışında durdu değil mi?
Biz bulaşmadık. O günlerde Erbakan’ı pasif buluyorduk, fakat bugün baktığımızda hem Erbakan’a hem de Burhanettin Kayıhan’a dua ediyorum. Allah razı olsun. Bizi sokağa dökmediler. Bununla ilgili benim Burhanettin Abi’den duyduğumu aktarayım. Başkan olunca Burhanettin Abi’ye “Biz sizi destekleyelim. Solcularla mücadele edelim” teklifinde bulunulmuş. Kabul etmeyince ülkücüleri devreye soktular. Sonra MTTB’ye bomba attılar. Mustafa Bilgi vefat etti. Burhanettin Abi bu bombayı buna bağlar.



