KUDÜS'ÜN KUTSİYETİ VE RUHU
Medeniyet Yöneticisi · 05.12.2017 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Şayet şehirlerin bir ruhu varsa şüphesiz bu ruhu en çok hak eden şehirlerden biri de vahye dayanan bütün dinlere göre mukaddes kabul edilen ve bir adı da Beytülmakdis olan Kudüs'tür. Kur’ân-ı Kerim'de isimleri geçen peygamberlerden birçoğu burada yaşamış, bu şehrin topraklarına basmış, sokaklarında dolaşmış
yahut hayatının bir kısmını burada geçirmiş ve insanları burada doğru yola davet etmiştir.
Şüphesiz ki bir mekânın üstünlük ve kutsiyeti, o mekânın bizzat kendisinden kaynaklanan bir durum değildir; oraya kutsiyet veren, insanlara doğru yolu göstermek üzere inen Allah'ın vahyine ve bu vahyi insanlara tebliğ etmekle görevli peygamberlere beşiklik etmesidir. Mekke'nin Medine'nin, Kudüs'ün ve mukaddes kabul edilen diğer şehirlerin üstünlüğü, burada yapılan ibadetlerin faziletli oluşu, kat kat sevap ile mükâfatlandırılması ve yapılan duaların müstecab olmasının hikmeti buradan gelir.
Kudüs ve çevresini mukaddes ve mübarek kılan en önemli sebep şüphesiz ki yeryüzünün en eski ikinci mabedi, Müslümanların birinci kıblesi ve üçüncü haremi olan Mescid-i Aksa'nın burada bulunması, İsra ve Miraç hadisesinin bu topraklarda gerçekleşmesi, vahye ve birçok peygambere beşiklik etmesidir.
Hz. Peygamber (s.a.v.); Ebu Zer (r.a.)'in “Yeryüzünün en eski mescidi hangisidir?” sorusuna: “İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev, Mekke'de bulunan mübarek ve âlemler için hidayet kaynağı olan Kâbe'dir.” (Al i İmran, 96) ayet i kerimesinde belirtildiği üzere, yeryüzünde ilk inşa edilen mescidin Mescid i Haram, ikinci inşa edilenin ise Mescid-i Aksa olduğunu ve bu ikisi arasında da kırk yıl süre bulunduğunu açıklamıştır. (Buhari)
Hadis-i şerife göre Mescid-i Aksa, yeryüzünün en eski mabedi olan Mescid-i Haram'dan kırk yıl sonra yapıldığına göre temellerini de muhtemelen Hz. Âdem atmıştır. Nesai'de geçen başka bir hadis-i şerife göre ise Mescid i Aksa'yı Süleyman (a.s.) inşa etmiştir. Ancak Süleyman (a.s.) tarafından inşa edilen mabedin, tıpkı Kâbe'yi ilk inşa eden Hz. Âdem (a.s.)'den sonra Hz. İbrahim ve oğlu İsmail tarafından temellerinin yükseltilmesi gibi Mescid-i Aksa'nın da Hz. Süleyman tarafından tekrar ihya edilmiş olması muhtemeldir. Nitekim günümüze kadar aynı alan üzerinde birçok binanın inşa edildiğini tarih kaynakları da kaydetmektedir.
Mescid-i Aksa; ibadet maksadıyla yolculuk yapılabilen yeryüzünün en faziletli üç kutsal mabedinden biridir. Ebu Hureyre (r.a.)'nin rivayetine göre Allah Resulü: “Yolculuk ancak şu üç mescitten birine yapılır: Benim şu mescidime, Mescid-i Haram'a ve Mescid-i Aksa'ya.” buyurmuştur. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai)
Müslim'de geçen “Allah, Ariş ile Fırat arasını mübarek (bereketli) kılmış ve özellikle Filistin'i mukaddes kılmıştır.” hadisi de bütün Filistin topraklarının mübarek olduğuna dair açık bir delildir.
“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra,1)
Hz. Peygamberin Mekke'de değil de Kudüs'te göğe yükseltilmesi ve birtakım ayetlerin burada kendisine gösterilmesi elbette buraya verilen özel bir önemden kaynaklanmaktadır. Ayette geçen “çevresini mübarek kıldığımız” ibaresinden maksadın Kudüs ve Kudüs'ü de içine alan, Bilad-ı Şam olarak da bilinen bütün Filistin toprakları olduğu konusunda müfessirler arasında neredeyse ittifak vardır.



