MEDENİYET BÜLTENİ 30. SAYISI ÇIKTI
Medeniyet Yöneticisi · 07.01.2014 · 3 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Muhterem Medeniyet Okurları, Davaların en yücesi İslâm davasıdır. Dava aşkıyla yanıp tutuşan bir Müslüman, davası gereği hayat boyu hakkın şahitliğini yapar. Şehadetini konjonktüre göre değiştirmez. Helâl ve haramları, herkese aynı ve adilane bir şekilde uygular. İnsanlar arasında asla fark gözetmez; adalet, hak, hukuk, şahitlik gibi hususlarda tavizsiz duruşunu asla değiştirmez.
Müslüman’ın Allah’a teslimiyeti, sadakat ve samimiyet makamındadır. Onun bütün varlık, gaye ve hedefi Allah’ın dinini insanlara dosdoğru bir şekilde ulaştırmaktan ibarettir. Tek derdi vardır; davası!
Davasının delisidir Müslüman. Durup dinlenmeden onu insanlara ulaştırmak için çırpınıp durur. Onun bu çırpınışları aslında bir kurtuluştur. Müslüman, İslâm davasını yeryüzüne hâkim kılmakla sadece kendisini veya Müslüman kardeşlerini kurtarmış olmaz, aynı zamanda diğer dinlere mensup insanları da dünyevî huzur ve mutluluğa erdirmiş olur. Onun mesajı fıtrîdir, evrenseldir ve bütün insanlığadır.
İslâm davasında sadece Müslümanları dost edinmek, sadece Allah’a ve Rasûlü’ne iman edenleri sevmek vardır. Bu davayı sırtlanmış bir Müslüman, hiçbir zaman zalimleri, kâfirleri, müşrikleri, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmez. Muhabbetini müminlere, şiddet ve nefretini kâfirlere gösterir. Daima Müslümanların safında yer alır, tarafını şüpheye mahal bırakmaksızın belli eder, bir orada bir burada görüntüsü vermez, zaman ve zemine göre sabitelerini değiştirmez, kalbinin ibresi hep kıbleyi hep Kâbe’yi gösterir. Onun davasının önderleri insanlık kervanının en önünde yürüyen peygamberlerdir. Peygamberler, sarayda yahut zindanda, nerede olurlarsa olsunlar hep Tevhid’i yüceltmişlerdir. Bu önderlerin hayatlarında en ufak bir şüphe en küçük bir çelişki bulunmaz. Hayatlarının öncesinde de sonrasında da bir eğrilik bulunmaz, dimdik ve dosdoğrudurlar. Söylem ve eylemleri her zaman vahye göre ayarlanmıştır. Bugün kendisini İslâm’a nispet eden herkes peygamberleri örnek almak; düşünce, eylem, söylem, sevgi, nefret hatta duasını bile Kur’ân’a göre şekillendirmek zorundadır.
Muhterem Okuyucular,
Kapak konumuz “İslâm Davamız”. Medeniyet Vakfı Genel Başkanı ve değerli ilim adamı M. Beşir Eryarsoy Hocamızın konuyla ilgili uzun makalesini okumadan geçmemenizi tavsiye ederiz. Yıllarını İslâm davası uğrunda harcamış birisi olarak hocamız, derin ilmi ve entelektüel birikimiyle gerçekten de çok önemli hususlara temas ediyor. Yazının başarısı biraz da yazarının bizzat bu dava içinde bulunuyor olmasıdır diye düşünüyoruz.
Gerek şahsî sitesinde gerekse bültenimizde gündeme dair yazdıklarıyla önemli tespitlerde bulunan Sayın Kâzım Sağlam, bu yazısında cemaatleri konu edinerek onların günümüz Türkiye’sinde neler yapmaları gerektiğini ve nasıl ayakta kalabileceklerini entelektüel bir hassasiyet içinde analiz etmektedir. Sağlam yazısında, olmazsa olmaz sabiteleri sarsmadan, çağı iyi okuyarak ve çağın dilini de hesaba katarak fert, cemaat ve cemiyetlerin yeni birtakım yollar aramalarından yanadır. Üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken oldukça can alıcı konuları gündeme getiriyor Sayın Sağlam. Yazarımıza bir kez daha kulak vermemiz gerekiyor.



