MEDENİYET BÜLTENİNİN 39. SAYISI ÇIKTI
Medeniyet Yöneticisi · 06.04.2017 · 4 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Kıymetli Medeniyet Okuyucuları
Zamanın ne büyük bir nimet olduğu hususunda kimsenin şüphesi yoktur. Çünkü zaman, içinde koca bir hayat ve ömür taşır. Ne var ki bir insan olarak onu iyi kullanıp kullanmama konusunda çok da başarılı olduğumuz söylenemez. Zamana yenik düşmeyen hiçbir canlı yoktur ki onu hakkıyla ve layıkıyla değerlendirebilmiş olsun.
-Belki bunun tek istisnası insanlığın ufku olan peygamberlerdir-. Zamanı iyi değerlendirememiş insanlar hayatı ve ömrü de ziyan etmek gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadırlar. Zamana hükmetmesini bilen insan hayata da hükmeder. Başarılı insan zamanı iyi ve doğru kullanmasını da bilir. Müslüman her şeyde olduğu gibi zaman konusunda da bir tasavvur sahibidir. Onun tasavvurunda zaman, gelecekte kimin hüsranda kimin kurtuluşta olacağını belirleyen mümeyyiz bir ölçüttür. Bunun içindir ki Müslüman, zamanı öldürmez, israf etmez; tasavvur, düşünce ve eylemleriyle onu adeta diriltir; ona taabbudi ve uhrevi anlamlar yükler; çünkü zaman onun tasavvurunda Allah’a kulluğun bir vesilesidir.
***
Muhterem Okuyucular,
Bu sayımızın dosya konusunu “Zaman Şuuru ve Müslüman Tasavvuru” olarak belirledik. Dosyamız, Medeniyet Vakfı Başkanı M. Beşir Eryarsoy Hoca ’mızın “Zamana Dair” başlıklı makalesiyle başlıyor. Kıymetli hocamız makalesinde; ayet ve hadisler ışığında zamanı, zamanın kıymetini ve onu değerlendirme biçimlerini izah ederek okuyucularını düşünmeye sevk ediyor. Sabri Çelebi de “Zamanın Altında Kalmak” makalesiyle çok farklı bir noktaya işaret etmektedir. Eğitimci-yazar İsa Arı ’nın yönetici ve zaman konusunu irdelediği “Birey, Lider/Yönetici Arasındaki İlişki” başlıklı yazısı, zamanı iyi yönetmenin önemine dikkat çekmektedir. Musa Özdemir ise “Asra Andolsun ki!” diyerek başlıyor yazısına ve zamana dair ayet ve hadisleri serdediyor.
Medeniyet Vakfı Başkan Yardımcısı Kâzım Sağlam ; “Birlikte Yaşamak” adlı makalesinde -aslında yazarın pek çok yazısında da vurguladığı gibi- “kendimiz kalarak dünyayı kendi değerlerimiz ve naslarımız çerçevesinde değiştirmek” temasını biraz daha farklı bir bakış açısıyla işliyor. İki röportajımız var. TİKA görevlisi Ramazan Tuğ ile “Kudüs ve Mescid-i Aksa” üzerine yaptığımız röportaj ile düşünce ve hareket adamı Ömer Küçükağa Hoca ’mızla yaptığımız nehir söyleşi zevk alarak okuyacağınız yazılar. Hayriye Bican Hanımefendi güçlü bir kalem. Akıcı bir dille kaleme aldığı “Küresel İfsad Üzerine” isimli derinlikli yazısı gerçekten çok önemli. Kendilerine bir kez daha teşekkür ediyoruz. Eğitimci-yazar Vahdettin Kayğan ’ın yurt dışı izlenimlerine ayrı bir önem vermek gerekir. “Patani” konulu yazısı da bunlardan biri. Kayğan, masa başında üreterek yazmıyor yazılarını; bizzat görerek, yaşayarak ve içeriden yazıyor. Eğitimci-yazar Asım Öz , hepinizin yakından tanıdığı bir isim. Mehmet Akif’in meali ile ilgili Necmi Atik’in hazırladığı kitaba ilişkin yapmış olduğu değerlendirme, Sayın Öz’ün dikkatli ve sıkı bir eleştirmen olduğunu gösteriyor. Şükür Muhacir ’in yazısı günümüz insanının teknolojik ağlarla bir ahtapot gibi nasıl sarıldığını ve adeta onun esiri/bağımlısı olduğunu fark etmemizi istiyor. Avukat Kasım Buluş’un başkanlık sistemini analiz etiği yazı, derli toplu bir görüntü arz ediyor. Oldukça geniş bir konuyu sınırlı sayfalarla anlatmak kolay değildir. Buna rağmen Sayın Buluş, konuyu hülasa etmeyi başarmış. Önümüzdeki sayılarda da kendilerinden istifade edeceğimizi düşünüyoruz. Akademisyen Ümmet Erkan ’ın “Aydın Sorunu”nu sistemli bir şekilde ele alıp günümüze kadar getirmesi ve bunu gayet başarılı bir dille anlatması son derece dikkat çekici. Sayın Erkan’ı aramızda daha sık görmeyi diliyoruz. Eğitimci- yazar İdris Gökalp ’a ayrı bir parantez açmak istiyoruz. Sayın Gökalp’i, çok da uzun olmayan bir süre içinde, böylesine nefis bir yazı telif edebildikleri için kutluyoruz. Yazarın, bu güzel yazılarını en kısa zamanda kitaplaştırmasını temenni ediyoruz. Araştırmacı-yazar Mahmut Kaçarlar , Kilis’in ilim-irfan, kültür-sanat adamlarına dair “Kendi Gök Kubbemiz” serlevhalı seri yazılar kalem alıyor. Çok da iyi ediyor Sayın Kaçarlar. Onun kaleminden öğreniyoruz nice değerlerin hakkıyla değerlendirilemeden bir bir göçüp gittiğini. Bu tür çalışmalar kitaplaştırılınca ortaya çok güzel “biyografik hatıra” türünden eser/ler çıkacaktır, diye düşünüyoruz. Yerimiz kalmadığı için yazılarından söz etmeye fırsat bulamadığımız Bekir Karaboncuk ’a, İbrahim Hakkı Toprak ’a, A. Servet Yılmaz ’a, M. Murat Acar ’a, Gülşen Özer ’e, Rahmi Oral ’a ve Zuhal Güney ’e teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kısmet olursa önümüzdeki temmuz ayında 40. sayımıza kavuşacağız. O gün görüşünceye dek selâm ve muhabbetle bir “zaman” geçirmenizi diliyoruz.



