MEDENİYET BÜLTENİNİN 56. SAYISI ÇIKTI
Medeniyet Yöneticisi · 22.06.2021 · 3 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Kıymetli Okuyucular,
Elinizdeki sayıyı hazırlarken Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın siyonist Yahudilerce işgal edildiği haberleri düştü ajanslara. Yüreklerde kor, dillerde dua, ekranlara çevrildi gözlerimiz. Gördük ki mübarek beldeler işgal altında. El-Aksa ateşler içinde. Çocuk, kadın, yaşlı, genç, herkes perişan. İsrail durmak bilmiyor, en modern silahlarla kıblegâhımıza, mukaddesatımıza saldırıyor, katliam yapıyor.
Medeniyet olarak arş u ferşi tutan bu zulme sessiz kalamazdık. Tereddüt göstermeden dikkatlerimizi buraya yoğunlaştırdık ve dosya konumuzu Kudüs ve Mescid-i Aksa olarak değiştirdik. Bu bizim var oluş gayemizin gereği, insani ve İslâmi kimliğimizin vazgeçilmez bir parçasıdır. İnancımız odur ki hayatımızın hiçbir anında Kudüs gibi, Mekke-Medine gibi belde-i tayyibeler başta olmak üzere tek bir İslâm coğrafyası dahi gündemlerimizden çıkmamalıdır. Saatimizi, zihnimizi ve kalbimizi her daim oraya ayarlamalıyız. Zalimler gidinceye, mazlumlar özgürleşinceye kadar tedbiri, temkini elden bırakmamalı ve var gücümüzle mücadele etmeliyiz.
Kıymetli okuyucularımız da takdir edeceklerdir ki hemen her sayımızda bu duyarlılığı göstermeye gayret ettik. Dosyamızda yer alan makale ve şiirler de bunun mütevazı bir örneği. Kâzım Sağlam, Şakir Diclehan, Ali Öner, Özcan Ünlü, İdris Gökalp, Ahmet Furkan Asa, M. Beşir Eryarsoy, Yusuf Dursun, Ayhan Yavuz Açıkgöz, Hayriye Bican duygu ve düşüncelerini Kudüs'e ayarladılar. Her bir yazar meseleye farklı açılardan baktı ve ortaya güzel bir dosya çıktı.
Sizlerin de dikkatlerinden kaçmamıştır; Amerika kıtasında, Afrika'da, Asya'da, Avustralya'da, Uzak Doğu'da, Orta Doğu'da, Hint Yarımadası'nda, Balkanlarda, Filistin'de uygulanan sistemli soykırım politikalarına ses çıkarmayan Batı ve garpzedeler; bin yıldır aynı coğrafyayı, aynı kaderi, aynı iklimi paylaştığımız Ermenileri jenosid/soykırım yalanlarıyla avutmakta ve Osmanlı bakiyesi bu coğrafyalara yeniden göz dikmekteler. Bu emperyalist anlayış, bu kirli zihniyet zaten hiç değişmedi, değişmeyecek de. PKK-YPG'nin güneyde yaptığı ile Yunanistan'ın batıda, Ermenistan'ın doğuda ve İsrail'in Filistin'de yaptıkları arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur. Hepsi de piyondur, aparattır ve bir gayeye hizmet etmektedir. Hepsi de büyük resmin küçük parçalarıdır. Bu anlamda Mehmet Ali Beyhan'ın Ermeni meselesinin iç yüzünü anlattığı makalesi dikkatle okunmaya değer.
Mustafa Özel'in muhasebe konulu yazısı önemini hiç kaybetmeyecek nitelikte. Ramazanda, salgın şartları göz önüne alınarak yazılmış bir yazı ama yazarın dikkat çektiği hususlar herhangi bir şartla mukayyet olmayacak kadar etraflı ve önemli.
Bayram Ali Çetinkaya'nın bir yabancılaşma sorunu olarak ele aldığı yurt dışına öğrenci gönderimi, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu. Eğitimin yarayan kanamız olduğu gerçeği bir kez daha gözler önüne seriliyor yazıda.
Hasan Yıldız'ın Serez Kütüphanesi üzerine yazdığı makale de önemli. Beş yüz otuz sene Osmanlı hâkimiyetinde barış ve huzura hizmet eden muhteşem Serez Kütüphanesi, İslâm medeniyetinin kitap ve ilme verdiği değeri göstermesi açısından iyi bir örnek. Yazı bizi yakın tarihe götürüyor.



