ORTADOĞU GÜNCESİ
Medeniyet Yöneticisi · 03.02.2017 · 2 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Sevgili Günlük,
Bugün bir kardeşim oldu. Bugün iki yeşil göz açıldı dünyaya, tıpkı babamınkilere benzeyen iki yeşil göz…
Babamı görmeyeli iki ay oldu. Babam bizi görmeyeli tam iki ay…
Kardeşimi görse çok sevinirdi oysa, çok sevinirdi bir kızı olduğunu duysa.
Bugün, bir kuşa tembih ettim, haber verecek ona.
Kuş, babamı bize getirecek, eğer vurulmazsa yolda.
…
Bugün kuşa tembih ettim, Allah’a dua.
“Babam bize dönsün, biz evimize. Kardeşim ağlamasın, gülsün diye.”
Ben ağlamıyorum. Ama kardeşim ağlıyor.
Ben ağlamıyorum. Ama annem ağlıyor.
Ben anlıyorum. Ama dünya anlamıyor.
Burada iyi şeyler olmuyor. İyiye dair ne varsa günbegün kayboluyor.
Gece yıldızlara bakıyorum, sabah korkunç bir uçak karşılıyor.
Sabah güneşe bakıyorum, gece silah sesleri duyuluyor.
Şimdi yalnız, kardeşimin gözlerine bakıyorum.
Bana yalnız o umut veriyor.
Kardeşimin gözlerinde uçurtma uçuruyorum. Orada tellere takılmıyor uçurtmam, kimse çocukluğumu elimden almıyor.
Burada çabuk büyüyor çünkü çocuklar.
Kötü insanlar, üstümüzü acıyla örtüyor. Annelerin sesini kısıyor sanki biri. Bebeklere, mermiler ninni söylüyor.
Kardeşime ben ninni söyleyeceğim ama. Onu kurşunlara vermeyeceğim.
Bugün bir bomba düştü şehre. Düştüğü yerde annem de vardı.
Bugün bir bomba düştü kalbime. Oysa düştüğü yerde ümit de vardı.
Ama ben ağlamayacaktım, babama söz vermiştim.
Sevgili günlük, bugünlük ağlasam olur mu?
Kuş, bunu da söyler mi babama?
Bugün bir abla tuttu elimden. Kardeşimi bir abla aldı kucağına.
Onun da kimsesi yokmuş. Ailesini kaybetmiş savaşta.
Tıpkı benim gibi. Benim gibi kimsesiz o da.
Ama hayır, ben öyle değildim.
Benim bir kardeşim vardı daha.
Bugün kardeşim öldü. Bugün iki yeşil göz kapandı dünyaya, tıpkı babamınkilere benzeyen iki yeşil göz…
Benim artık kimsem yoktu. Kimsem yoktu Allah’tan başka.
Kuşa söylesem, götürür mü beni ona?
Sevdenur Öztürk



