RAMAZAN ARINMA VE MUHASEBE AYI
Medeniyet Yöneticisi · 30.06.2014 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Yüce Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun ki bizleri bu yıl da pek mübarek Ramazan ayına kavuşturdu. Kur’ân-ı Kerim'de Yüce Rabbimiz; "Ramazan ayı öyle bir aydır ki Kur’ân-ı Kerim o ay içinde indirilmiştir. Kur’ân-ı Kerim insanlara yol gösterir, O’nda doğrunun ve hak ile bâtılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri vardır. Öyleyse kim o aya ererse o ayda oruç tutsun". (Bakara Suresi, âyet 185) buyurmuştur.
Değerli Kardeşlerim,
Mademki Ramazan ayı Kurʼân-ı Kerim’in indirildiği aydır, öyleyse ilk yapılacak iş Kur’ân-ı Kerim'i dosdoğru bir şekilde okumasını öğrenmektir. Yine mademki Kur’ân-ı Kerim bir hidayettir, yol gösteren, rehber bir kitaptır, bizi Rabbimize ulaştıracak en emin yolu göstermektedir. Öyleyse yapacağımız ilk iş, okumasını güzelce öğrendiğimiz yüce kitabımızda şimdi Yüce Rabbimizin bizden neleri yapmamızı ve neleri terk etmemiz gerektiğini iyi öğrenmektir. Hayatımıza Kur’ân-ı Kerim’in rehberliğinde çeki düzen vermektir.
Bu mübarek ayı bir eğitim ayı, bir temizlenme ayı, bir muhasebe ayı olarak değerlendirmeliyiz. "Ben Yüce Rabbimin razı olduğu bir hayat yaşayabiliyor muyum? Biz Aile olarak Rabbimizin hoşnut olduğu bir hayatı yaşayan bir aile miyiz? Toplumumuzda yüce kitabımızın emir ve yasaklarının ne kadarı tatbik edilmektedir?" diye düşünmeli, olumlu yönlerimizi geliştirmeye, olumsuz yönlerimizi de düzeltmeye karar vermeliyiz. Bu mübarek ayı bir eğitim ayı olarak görüp başta kendimiz olmak üzere çoluk-çocuğumuzu güzelce bir eğitimden geçirmeliyiz.
Yukarıdaki âyet-i kerimede Kur’ân-ı Kerim’in "Furkan" yani hak ile bâtılı birbirinden ayıran bir kitap olduğu beyan edilmektedir. Evet, Kur’ân-ı Kerim "doğru nedir yanlış nedir, güzel nedir, çirkin nedir, iyi nedir kötü nedir?" bunun ölçülerini vermektedir. Rabbimize ne kadar hamd etsek azdır, bize öyle bir mübarek kitabı gönderdiği için. Yoksa "doğru nedir, yanlış nedir?" bilemezdik. Heva ve hevesine, tecrübemize, diğer insanların tavsiyelerine, örf ve âdetlere göre yaşar, doğru olarak onları görürdük. Öyleyse bu mübarek eğitim döneminde bize iyinin güzelin, doğrunun ilkelerini beyan eden kitabımızı bu gözle yeniden okumalıyız.
Bu âyet-i kerimeyi okurken şöyle bir düşünce içimde doğmaktadır: Yüce Rabbimiz ilk önce Ramazan ayının Kur’ân'ın indirildiği bir ay olduğunu beyan etti. Sonra Kur’ân'ın nasıl bir kitap olduğunu beyan etti. Daha sonra bu mübarek ayda oruç tutmamızı beyan etti. Demek oruçtan evvel kitabımızı bilmek, öğrenmek, rehber edinmek zikredilmiş oluyor. Öyleyse bir kere daha tekrar etmiş olalım ki bu güzel eğitim ayını en iyi şekilde değerlendirmek; hayatımızı, sözlerimizi, davranışlarımızı, siyasetimizi, kültürümüzü, edebiyatımızı, sanatımızı, ticaretimizi, hukukumuzu kitabımızın ilkelerine uygun ve uyumlu hale nasıl getirebiliriz, neler yapabiliriz? diye ciddi ciddi düşünüp kararlar alıp uygulamaya getirmek ile mümkün olacaktır.
Yüce Rabbimiz Bakara suresinin 183. âyetinde şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz". Âyet-i kerimeden anladığımıza göre oruç tutmak bizi takvaya ulaştıran, bizi kötülüklerden koruyan bir ibadettir. Zira gözlerimizi harama bakmaktan, kulaklarımızı haramı dinlemekten, ayaklarımızı haram yollara gitmekten, dilimizi kötü söz söylemekten alıkoyar. Böylece Rabbimize daha çok yaklaşmış oluruz. Biz Rabbimize bir karış yaklaşacak olursak, hadis-i kutsîde geçtiği üzere Rabbimiz bize bir arşın yaklaşacağını vaat etmiştir. Biz bir arşın yaklaşırsak Rabbimiz bize bir kulaç yaklaşır. Biz Rabbimize yürüyerek gidersek O bize koşarak gelir. Nihayetinde tutan elimiz, gören gözümüz olur. Yani bizi her türlü kötülüklerden alıkoyar.



