SIDKLA İZZET YÜRÜYÜŞÜ
Medeniyet Yöneticisi · 13.11.2014 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Âlemlerin Rabbine boyun eğen kâinat sadakatle Rabbinin emirlerine itaat ediyor. Güneş, ay ve yıldızlar zerreden küreye her şey fıtrata sadık kalarak akıp gidiyor. Bu devran ancak Malik-i Mülk olan Allah’a itaat ederek insicamla sürer. Emre sadakat her işin başında gelir.
Baharda tomurcuklanan bir çiçek de, kışta yağan tek bir kar taneciği de tahayyül edebileceğimiz her şey genlerinde şifrelenen bilgiye sadakatle bağlanmak zorunda. Sıdkını/sadakatini yitiren her canlı özünü ve canlılığını da kaybeder.
Kâinat için var olan bu ilahi yasa insanoğlu için de geçerlidir. Ruhlar âleminde Rabbe verilen ahde sadık kalarak yaşamak kişiyi “insan” kılar. Fıtrattaki sadakat kodlarına ters tutum sergileyenler insanlıktan düşerler. Sıdk ipini koparanlar uçurumlara yuvarlanırlar. Sadakat insanı dengede tutan en önemli erdemdir.
Müslüman olmak Allah’a iman etmek ve imana sadık kalmaktır. İstikamet üzere kalmak için çalışmaktır. Rabbim Allah’tır diyen her Müslüman sırat-i müstakimde kalmak için Kuranın emirlerine sadakatle, samimiyetle bağlanması gerekir. Müslümanca yaşamayı sürdürmek için hiçbir kınamaya aldırmadan İslami prensiplere samimiyetle gönülden uyması gerekir. Allah’ın hükmüne teslim olanlar sadece O’nun hayat için koyduğu ilkelere uyarlar. Allah’a sadakat, Resule sadakat, Kitaba sadakat her mü’minin gönül borcudur. Sıdk ve itaat olmadan iman olmaz. Müslüman sadakatle istikamet belirleyerek rızayı ilahiye teslim olmalıdır. Allah’a teslimiyetin elbette bir bedeli vardır. Vakit ayırmak, canını ve malını ortaya koyarak çalışmak gerekir. Hayatın her anını İslam kelimesiyle yüceltmek için içtenlikle var gücüyle çalışmalıdır her mü’min. Nefis ve her türlü olumsuz bağlayıcılıklardan kurtularak yalnızca Hakka yönelmek gerekir. Teslim olmanın idrakine ermiş Müslüman şer güçlerin kandırma ve tuzaklarına kapılmaz. Sadık sıfatını hak etmek için çalışan Müslüman beşeri ideolojilerin cahiliyet çukurlarına karşı dik ve dikkatli olmalıdır.
Rabbine verdiği söze sadık kalarak çalışmalarını sürdürürken Rabbim Allah’tır dediği için tahkir edilen, suçlanan, alay edilen, kabul görmeyenler, bu sıkıntılı durumlara takılmadan istikamette kalmak için sabırla mücadele etmelidir. Dava bedel ister. Böyle geçici durumların zorluklarını büyüterek değil, azimle “Allah’u Ekber” parolasına/şiarına sarılarak yıkılmadan ayakta kalmak en yüce emel olmalıdır, mü’min için. Pes etmeden, vaz geçmeden hakikat yolunda adım adım yürümelidir. İzzet ve şerefin Allah’ın ve Resulünün yanında olduğunun şuurunda olarak, bundan asla tereddüt etmemelidir. “Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet(güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” (Nisa-139) “Onlar, andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük/izzet ancak Allah’ın, peygamberinin ve mü’minlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.”(Münafikun-8)
Sıdk ve sadakat izzettir, şereftir. Sıdk diliyle söylediklerini kalbiyle, duygularıyla, eylemleriyle hakikate dökmek, somut olarak ortaya koymaktır. Dille söyleneni, kalple tasdik edileni yaptıklarıyla gerçekleştirmektir. Doğruluk, dürüstlük, güvenirlilik gibi anlamları içeren sıdk mü’minde olması gereken en önemli erdemdir. Çünkü sıdk Allah’a sadık kalmaktır. Tevhid nurunu yaymak için her hal ve şartta tereddüt göstermeden Allah’ın emrine uymaktır. Sadakati ilahi emirlere iman ve itaatle, kalpten tasdikle hayatta ortaya koymak ahde sadık kalanların özelliğidir. İman eden herkesin hayat boyu amacı sıdktır. Sadıklar Allah’ın erdemlerle, çok güzel özelliklerle nimetlendirdiği seçkin kişilerdir. “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimetlendirdikleriyle yani peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle olacaklardır.” (Nisa-69)



