ŞİİRİMİZDE ORTADOĞU
Medeniyet Yöneticisi · 25.04.2017 · 16 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Şiirimizde Ortadoğu , Ali Emre’nin geçtiğimiz ay (Kasım 2016) yayımlanan yeni inceleme kitabının adı. Ele aldığı konuyla alâkalı bir başlangıç olan kitap, şairin Şiirimizin Saçağı Altında adını taşıyan dikkat çekici kitabının ardından yayımlandı. Detaylandırılıp geliştirilmeye açık olan inceleme, bölümlerden değil şair, kritik mekân ve olaylara odaklanan yazılardan oluşuyor. Zaman dizinsel açıdan bakıldığında ise Türkçe şiirin 1950 sonrasını Ortadoğu teması açısından kuşbakışı bir yaklaşımla çerçeveliyor.
Unutkanlığa ve kayıtsızlığa itiraz eden kitabı önemli kılan yanlardan biri de şu: Ali Emre, incelediği tema bağlamında şiirleri olan bir şair aynı zamanda. Kendisi bir şair olarak konumlandığı gelenek bakımından geçmişe nostalji duymadığı gibi geleceği de ütopya olarak görmez. İnsanın yapıp ettiklerine sık sık uğrar, bunu herhangi bir tezi kanıtlamak için değil hatırlatmak için yapar. Alman romantiklerinden Novalis’in felsefenin ne olduğunu açıklarken kurduğu bir cümle vardır: “Felsefe insanın kendini evinde hissetmesidir.” Novalis’i izleyerek söylersek, Ortadoğu, şair Ali Emre’nin varoluşsal evidir. Temmuz dergisindeki edebi çabasını da hesaba katarak baktığımızda, Ortadoğu mefhumunun şairin dünyasında önemli bir yere sahip olduğunu söylemek olsa olsa malumu ilam etmek olur.
Hiç şüphesiz bu şiirlerin nasıl ve ne türden şiirler olduğunun da ayrıca incelenmesi gerekir. Onun şiiri, Yeryüzüne Dağılan adını taşıyan son şiir kitabıyla birlikte yaşanan acıları ama aynı zamanda umudu zemin edinir. “Biri tanklara çıkıp dünyanın kulağına içli bir kunut okusun.” dizesinde olduğu üzere sesinin derin bir tesiri vardır ve günümüzde olup bitenle de yakından alâkalıdır.
Kitabın yayımlanışının Arap Baharı olarak anılan tarihin hareketlendiği yıllara rastlamış olması açısından da ayrıca değerli olduğu göz ardı edilemez. Hatta Emre’nin unutmak istemediği, sürekli hatırlatmak istediği bir durumdur bu tema. Daima Rabia Mısır Direnişi İçin Şiirler kitabı üzerine kaleme getirdiği yazının ilgili bölümleri bu açıdan ele alınıp değerlendirildiğinde mesele biraz daha sarih bir biçimde ortaya çıkacaktır. Umudun siyasi söz dağarcıkları yaratacağını, umutsuzluğun ise sözsüzlüğü getireceğinin şuurundadır.
Başka Bir Ses
Bu çerçevede Ali Emre’nin şiir anlayışına gelince; şiir dilinin bu coğrafyanın ruhuna ait bir dil olduğunu söyleyebiliriz. Elbette birkaç cümle ile onun poetik serüvenini paranteze alamayız, üstelik bu doğru bir girişim de olmaz. Bununla birlikte şiirini, şiire bakışını içinde var olduğu mekândan, zamandan ve şartlardan soyutlayamayacağımız da son derece açıktır. Şiirinin yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde Ortadoğu’da yaşananlardan izler içermesi bununla alâkalı. Günümüzde yazılan şiirlerin kaderimizle ve trajedimizle ilgisizliğinden söz açan epey cümlesi gözümün önüne geliyor. Ortadoğu’da yaşanan trajediye, sömürüye, acıya, direnişe, işgale ve bunların oluşturduğu kaygı ve duygulara sağır kalan kulakların şiirlerine hışımlı yaklaşması da söz konusu. Yazarların/ şairlerin, yaşanmakta olan trajediden azade bir şekilde adeta kendilerine oluşturdukları “güvenlik koridoru” içerisinde yaşıyor olmaları karşısında duyduğu tiksinti de yabana atılmamalı tabi.



