TERÖRÜ MEŞRULAŞTIRMA
Medeniyet Yöneticisi · 10.09.2015 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Terörün ve teröristin ne olduğu hususunda -kağıt üzerinde yakın tarifler yapılsa da fiiliyatta- dünyada genel bir mutabakat yok, herkes kendi konumuna ve menfaatine göre bir tarif yapıyor ve bu tarife göre de terör ve terörist belirliyor.
Terör, “Milli Eğitim Bakanlığı Örnekleriyle Türkçe Sözlük” te ise şöyle tarif ediliyor: Toplum ve kurumları hedef alıp, kanunlara karşı gelerek vahşice, yıkıcı, kırıcı, korkutucu, yıldırma hareketlerinde bulunma, tedhiş.
Tedhiş ise şöyle tarif ediliyor; dehşet verme, dehşete düşürme, şaşırtma, korkutma, yıldırma.
Tedhişçi; siyasi emellerini gerçekleştirmek veya kabul ettirmek amacıyla karşı tarafa korku verecek davranışlarda bulunma.
Modern dünyada çok mahirane bir tarzda, yağdan kıl çeker gibi meşru olmayan bir olay veya hareket terör ve terörist çoğu kimse tarafından fark edilemez şekilde meşrulaştırılır. Bunu sağlamanın değişik yolları vardır;
Önce dille başlanılır, dil bağlamından koparılarak, bir muğlaklık alanı oluşturulur sonra o kavrama, olaya, eyleme yeni ve başka anlamlar yükletilir, bunu topluma kabul ettirmek için kanallar icad edilir, propagandalar düzenlenir, şiirler yazılır, romanlar yayınlanır, iğrenç tarafları meziyet diye lanse edilmeye çalışılır. İnsanlar önce buna “güler geçerler” ama o kadar ısrarla ve inatla aynı şeyler tekrarlanır ki yavaş yavaş “acaba doğru mudur” diye şüpheler başlar, sonra “doğru olabilir”, denilir bir sonraki hamlede “tabii doğrudur”, denilir. Bu konuda en çok medya işe yarar, çağımızda medya Hz. Musa dönemindeki sihirbazların fonksiyonunu icra eder mevkiindedir.
Bu ortam oluşturduktan sonra, gerçeği gizleyen, örten, saptıran, kişi ve kuruluşların toplum tarafından kabul görmesi için “tanıtım kampanyaları” düzenlenir. Bunun için sermaye ve erk sahipleriyle irtibata geçilir, ilk önce yurt içinde bu temin edilmeye çalışılır, azıcık da olsa bu sağlandıktan sonra yurt dışına açılım yapılır, yurt dışında ciddi ve geleceğe yönelik plan ve programlar yapılır, mutabakata varıldıktan sonra teröre/teröristlere bir yol çizilir ve nasıl faaliyet göstereceği hususunda sözler alınır, taahhütlerde bulunulur, dış mihraklar bununla iktifa etmez, işlerin yolunda(!) gitmesi için ipleri daima kendi ellerinde tutmak gayesiyle tüm tedbirleri alır ve içlerine kendi adamlarını sokarlar ve kontrol de daima onlarda olur, zaman zaman çağırılırlar ve işlerin nasıl yürütülmesi lazım gelir -eski terörist yeni özgürlükçülerden- brifing alırlar, hesap sorarlar.
Bu hale gelen/getirilen hareket artık terör olmaktan çıkar özgürlük(!) hareketi olur, yurt içi ve dışında birimler kurar, temsilcilikler ihdas eder, devletler nezdinde itibar görür.
Bir sonraki hamle, sivil toplum örgütleri kurdurulur, onlar üzerinden “terör ve terörist” insan hakları çerçevesine alınır, insan hakları zırhıyla onları korur, bu merhalede siyasi erkden, hükümetten, devletten rahatsız olanların tümü adı farklı da olsa belli çatılar altında toplanırlar, bir cephe oluşturur, her kesim kendi hesabına çalışsa da neticede bu terör örgütüne yarar.
Bütün bunlar PKK’yı meşrulaştırmak için kullanıldı.



